İran’ın Ürdün’deki ABD askeri unsurlarını hedef alan füze saldırısının ardından ABD Başkanı Donald Trump’ın yaptığı son açıklamalar, Washington ile Tahran arasındaki gerilimi farklı bir boyuta taşıdı. Trump, Washington’ın Tahran yönetimi bünyesinde “farklı bir grupla” temas halinde olduğunu iddia ederek, bu yapının saldırı sonrası özür dilediğini öne sürdü.
Oval Ofis’te basın mensuplarına konuşan Trump, “Sıra bize geldi, bir noktada anlaşmaya varıp varamayacağımızı göreceğiz. Ancak onları çok sert bir şekilde vuracağız,” ifadelerini kullanarak askeri misilleme mesajını tazeledi.
Trump’ın söylemediği gerçekler: Özür kimden ve nasıl geldi?
Trump’ın açıklamalarında, hangi kanaldan veya hangi resmi yetkiliden özür mesajı alındığına dair somut bir detay yer almadı. İran tarafından resmi kurumlar veya dışişleri kanalıyla Washington’a iletilmiş kamuoyuna açık bir özür beyanı bulunmuyor.
Aksine, İran Devrim Muhafızları Ordusu (SEPAH), Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü ve askeri komuta merkezine yönelik gerçekleştirilen balistik füze saldırılarını açıkça üstlendi.
Tahran’daki derin çatlak: Müzakere taraftarları ve şahinler
ABD’nin “İran içinde farklı yapılar var” söylemi tamamen asılsız sayılmaz. Son dönemde Tahran’da stratejik kararlar, Hürmüz Boğazı’nın kullanımı ve Washington ile yürütülen diplomasinin takvimi konusunda ciddi görüş ayrılıkları kamuoyuna yansımış durumda.
Rejim içindeki kırılma noktaları
-
Sansür ve İktidar Tartışması: Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın açıklamalarının devlet televizyonunda sansürlenmesi, hükümet ile muhafazakar kanat arasındaki gerilimi gün yüzüne çıkardı.
-
Fiziki Saldırılar ve Tehditler: Müzakere sürecini yürüten Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin, anlaşma karşıtı muhafazakar grupların hedefi haline geldiği aktarılıyor.
-
Hürmüz Boğazı Denetimi: Müzakereciler diploamasi masasını açık tutmaya çalışırken, askeri kanat Hürmüz Boğazı üzerindeki baskıyı artırarak pazarlık gücünü yükseltmek istiyor.
Ancak uzmanlar, yaşanan bu gerilimin devrim muhafızları ile ılımlılar arasında klasik bir sistem çatışmasından ziyade; savaşı yürütme biçimi ve müzakere şartları üzerine yürütülen bir rejim içi strateji kavgası olduğunu vurguluyor.
Washington neden bu söylemi öne çıkarıyor?
Analistlere göre Trump’ın “farklı bir grup özür diledi” söylemi, askeri baskıyı psikolojik bir koz olarak kullanma amacını taşıyor:
-
İç Güvensizlik Yaratmak: İran yönetimi içinde “kim arka kapı diplomasisi yürütüyor?” şüphesini derinleştirmek,
-
Askeri Operasyona Zemin Hazırlamak: Saldırgan kanadı izole ederken, diplomasiye açık bir grubun varlığı algısıyla askeri müdahaleyi meşrulaştırmak,
-
Pazarlık Payını Artırmak: Diplomatik kanalları tamamen kapatmadan rejim üzerindeki azami baskıyı sürdürmek.
Saha gerçekleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim dikkate alındığında, Tahran’da Washington’ın şartlarını tek taraflı kabul etmeye hazır bağımsız bir yapının bulunmadığı; Trump’ın ise rejim içindeki mevcut çatlakları bir medya stratejisine dönüştürdüğü ifade ediliyor.



