Batı Şeria’da son haftalarda giderek artan Yahudi yerleşimci saldırıları, bireysel eylemler olmaktan çıkarak İsrail hükümetinin sistematik ilhak planının bir parçası haline geldi. Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin, uluslararası toplumun ve Arap dünyasının sessizliğinden faydalanarak Filistin topraklarındaki kontrolünü genişletmeye çalıştığı belirtiliyor. İsrail işgal güçlerinin koruması altındaki yerleşimcilerin saldırıları nedeniyle birçok Filistinli aile evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Filistin Kızılayı, Nablus’un batısındaki Cüneyd mahallesine yerleşimciler ve İsrail ordusu tarafından düzenlenen baskında 4’ü çocuk olmak üzere 11 Filistinlinin yaralandığını duyurdu. Askeri koruma altındaki onlarca yerleşimcinin Nablus’un batısındaki mahallelere ve Tel beldesine girdiği, ev ve iş yerlerine baskın düzenlediği kaydedildi.
Sistematik yerleşim ve toprak gaspı
Filistin Ulusal İnisiyatifi Genel Sekreteri Dr. Mustafa el-Berguti’ye göre, bu saldırılar Batı Şeria’yı Yahudileştirme ve Filistinlileri göçe zorlayarak çatışmayı kendi lehlerine sonuçlandırma amacı taşıyor. Berguti, İsrail hükümetinin bu hedefini gizlemediğini ve 1948’de İsrail’in kuruluş sürecinde kullanılan taktiklerin bugün yasadışı yerleşim birimleri aracılığıyla tekrarlandığını ifade etti.
Uzmanlara göre Batı Şeria’daki tablo giderek daha kritik bir hal alıyor:
-
500’e yakın yasadışı karakol ve 280’den fazla yerleşim birimi bulunuyor.
-
Günde ortalama 30 yerleşimci saldırısı gerçekleşiyor.
-
Yerleşimciler, Batı Şeria’nın %20’sine tekabül eden 1,2 milyon dönüm araziyi kontrol ediyor.
-
Bölgede 117’den fazla Filistin topluluğu göçe zorlandı.
Yerleşim uzmanı Süheyl Haliliye, saldırıların sadece C Bölgesi ile sınırlı kalmadığını, A ve B bölgelerine de sıçradığını belirtiyor. Haliliye’ye göre, İsrail hükümeti Batı Şeria’yı coğrafi olarak parçalayarak Ramallah, Nablus, Kudüs ve Ürdün Vadisi arasındaki bağlantıyı koparmayı hedefliyor.
İlhak adımları: Sivil yönetime geçiş
İsrail Çalışmaları Merkezi’nden (MADAR) araştırmacı Velid Habbas, İsrail hükümeti ile yerleşimciler arasında bir ayrım yapmanın büyük bir hata olduğunu savunuyor. Habbas’a göre, mevcut İsrail hükümetini oluşturan koalisyon, Ürdün Nehri ile Akdeniz arasındaki tüm toprakları yalnızca Yahudilerin meşru hakkı olarak görüyor.
“İşgal altındaki toprakların yönetiminin ordudan alınıp sivil bir kuruma, Yerleşim Müdürlüğü’ne devredilmesi, Batı Şeria’nın tamamen ilhak edilmesine yönelik açık bir niyetin göstergesidir.”
Uluslararası hukuka göre işgal altındaki bölgelerin yönetiminin geçici olarak askeri güçte olması gerekirken, sivil yönetimin devreye sokulması İsrail’in kalıcı bir ilhak süreci yürüttüğünün kanıtı olarak yorumlanıyor.



