Almanya’da Gazze’deki sivil katliamlara karşı düzenlenen dayanışma eylemleri sürerken, güvenlik makamlarının aktivistlere ve gösteri organizatörlerine yönelik uyguladığı kısıtlamalar ifade özgürlüğü tartışmalarını derinleştiriyor. Mannheim kentinde yaşayan Filistin kökenli akademisyen Dr. Mahmud Ebu Avde, eylemlerde şahsen konuşma yapmasının yasaklanmasının ardından ses kayıtlarının dahi hoparlörden dinletilmesine izin verilmediğini açıkladı.
Doğup büyüdüğü ve doktora eğitimini tamamladığı Almanya’da yetkililerin kendisini susturmak için sistematik bir baskı kurduğunu belirten Ebu Avde, engellemelerin hukuki bir ihlalden değil, yalnızca Filistin kimliğinden ve resmi devlet söylemine aykırı duruşundan kaynaklandığını savundu.
“Şiddet çağrısı yapmadım, eşitlik talep ettim”
Alman güvenlik birimlerinin kendisini “şiddeti övmek ve nefret yaymakla” suçladığını aktaran Ebu Avde, iddiaları kesin bir dille reddetti. Ebu Avde, savunmasında Yahudi, Hristiyan ya da Müslüman ayrımı gözetmeksizin herkesin eşit haklara sahip olduğu özgür bir coğrafyayı savunduğunu belirtti.
Süreçte öne çıkan hukuki ve idradi başlıklar şunlardır:
-
Mahkeme Kararının Baypas Edilmesi: Ebu Avde’nin attığı sloganlar konusunda Mannheim Bölge Mahkemesi’nde açılan davayı kazanmasına rağmen, polis teşkilatının idari kısıtlamalarla bu kararın etrafından dolandığı öne sürüldü.
-
Ses Kayıtlarına Dahi Müdahale: Gösterilerde mikrofon alması engellenen aktivistin önceden kaydettiği konuşmaların arkadaşları tarafından çalınması dahi güvenlik güçlerince durduruldu.
-
Keyfi Gerekçelendirme: Yetkililerin kendisini toplumsal bir tehdit gibi göstermek amacıyla zorlama kıyaslamalar ürettiğini belirten aktivist, asıl rahatsızlığın Alman toplumuna kendi dillerinde ve etkili biçimde hitap edebilmesinden kaynaklandığını kaydetti.
Çifte standart ve aidiyet krizi
Gazze’de yaşanan yıkım karşısında sessiz kalmanın ahlaki bir sorumluluktan kaçış olacağını dile getiren Ebu Avde, Almanya kamuoyunda Filistin meselesine dair görünmez bir sansür duvarı örüldüğünü vurguladı.
“Entegre olduğum toplum beni yalnız bıraktı”
Yaşadığı deneyimin ardından Almanya ile olan bağlarının derinden sarsıldığını belirten Ebu Avde, kendisini artık yabancı hissettiğini söyledi. Batı kamuoyunda İsrail’e yönelik demokratik yaklaşımların sorgulanması gerektiğini belirten aktivist, 78 yıldır işgal altında yaşayan bir halkın haklarını savunmanın cezalandırılacak bir suç değil, temel bir insan hakkı olduğunu dile getirdi.



