İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız sürdürdüğü saldırılar, bölgede eşi benzeri görülmemiş bir insani krize yol açarken hayatını kaybedenlerin defnedilmesi sürecinde de büyük bir çıkmaza neden oldu. Yoğun bombardımanlar ve can kayıplarının her geçen gün artması sebebiyle mevcut mezarlıklar tamamen doldu; halk sevdiklerini defnedebilmek için akılalmaz yöntemlere başvurmak zorunda kalıyor.
Yer kalmayınca aile kabirleri açılıyor
Gazze Şehri’nin Zeitoun Mahallesi’nde yol kenarında çay satarak geçimini sağlarken İsrail ateşiyle hayatını kaybeden 40 yaşındaki Muhammed el-Sawhi’nin hikayesi, bölgedeki acı gerçeği gözler önüne seriyor. Babasını defnetmek isteyen 20 yaşındaki Ömer el-Sawhi, Zeitoun Mezarlığı’na gittiğinde boş alan bulamadı.
Hem yeni bir mezar yeri temin etmenin yaklaşık 500 şekele (yaklaşık 167 dolar) ulaşan maliyeti hem de yer yokluğu nedeniyle Ömer, çaresiz kalarak babasını dedesinin mevcut mezarına defnetmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Mezarlıkların çoğunda taşların üzerine iliştirilmiş basit kâğıtlarla isimlerin yazıldığı ve nizami defin işlemlerinin imkânsız hale geldiği belirtiliyor.
40’tan fazla mezarlık tahrip edildi
Gazze’deki kriz yalnızca yoğun can kayıplarından değil, mezarlık alanlarının doğrudan hedef alınmasından ve tahrip edilmesinden de kaynaklanıyor. Gazze Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı verilerine göre, savaşın başından bu yana 40’tan fazla mezarlık tamamen ya da kısmen yıkıldı.
İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgelere erişim kısıtlaması getirmesi, kullanılabilir alanları daha da daraltırken, mezarlık olarak planlanan birçok açık alan ise yerinden edilmiş yüz binlerce Filistinlinin sığındığı çadır kentlere dönüştürüldü. İnşaat malzemesi eksikliği nedeniyle defin masrafları 1000 şekele kadar yükselirken, mezar taşları yerine yıkılan binaların molozları ve sac levhalar kullanılıyor.
“Molozlardan mezar inşa ediyoruz”
Vakıflar Bakanlığı yetkilisi İkrami el-Madallal, Gazze’deki 60 mezarlığın çoğunun savaş öncesinde de kapasitesini doldurduğunu belirterek acil yeni defin alanlarına ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Bahçelerden, okul ve hastane avlularından çıkarılan naaşların naklinin ise ciddi bir koordinasyon gerektirdiği vurgulandı.
19 yıldır mezar kazıcılığı yapan 50 yaşındaki Tafeş Ebu Hatab ise tanık olduğu tabloyu şu sözlerle özetledi:
“Savaşın başında yaklaşık 60 kabir bulunan Han Yunus Mezarlığı’nda bugün 6 binden fazla mezar var. Günde ortalama 35 mezar kazdığımız zamanlar oldu. Kariyerim boyunca böylesine büyük bir yıkım ve kan görmedim. Evlerimizi başımıza yıkıyorlar ve biz o evlerin molozlarından mezar inşa ediyoruz.”



