Eski ABD Şam Büyükelçisi Robert Ford’un Al Jazeera televizyonuna verdiği mülakatta, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve İsrail’in bölgesel stratejisine dair yaptığı değerlendirmeler kamuoyunda ve sosyal medyada geniş yankı buldu. Ford, Şam yönetiminin diplomatik adımlarına karşılık İsrail’in Suriye’nin askeri ve ekonomik toparlanma sürecini bilinçli olarak sabote ettiğini ifade etti.
“İsrail güçlü bir Suriye istemiyor”
Büyükelçi Robert Ford, Tel Aviv yönetiminin Suriye sahasındaki askeri eylemleri ve stratejik hedeflerine ilişkin şu tespitlerde bulundu:
-
Askeri altyapıya engel: İsrail ordusunun doğrudan hava saldırıları ve sınır ötesi müdahalelerle Suriye’nin askeri altyapısını ve savunma kapasitesini yeniden inşa etmesini engellediği vurgulandı.
-
Zayıf komşu politikası: Binyamin Netanyahu hükümetinin sınırında toparlanmış bir ordu ve güçlü bir devlet yerine, ekonomik ve askeri olarak zayıf, kırılgan bir Suriye görmeyi tercih ettiği kaydedildi.
-
Egemenlik ihlalleri: İsrail’in hava sahası ve kara sınırlarında yürüttüğü operasyonların Suriye’nin ulusal egemenliğini açık biçimde çiğnediği ifade edildi.
Şara’nın diplomasi ve denge stratejisi
Ford, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın bölgesel güç dengelerini yönetme kabiliyetine dikkat çekerek, Şam’ın doğrudan askeri çatışmalar yerine diplomasi ve kurumsal yeniden inşaya odaklanmasını stratejik bir tercih olarak nitelendirdi:
-
Doğrudan savaştan kaçınma: Şam yönetiminin İsrail’e askeri müdahale için doğrudan bir bahane sunmaktan kaçındığı ve kaynaklarını devlet kurumlarını ayağa kaldırmaya yönelttiği belirtildi.
-
Türkiye-İsrail dengesi: Şara’nın Ankara ve Tel Aviv arasındaki bölgesel rekabet hattında manevra alanını koruyarak uzun vadeli yatırımları ve diplomatik ilişkileri öncelediği kaydedildi.
Kamuoyunda bölgesel tırmanma tartışması
Ford’un analizleri, sosyal medya kullanıcıları ve bölge uzmanları arasında yeni bir güç dengesi tartışması başlattı. Analistler, İsrail’in on yıllardır iç çatışmalarla yıpranmış ve izole bir Suriye denklemine alıştığını; toparlanan, merkezi egemenliğini sağlayan ve uluslararası ilişkilerini onaran bir yönetimin ise Tel Aviv’in güvenlik mimarisi için temel bir risk olarak görüldüğünü dile getiriyor.



