Gişe rekorlarından insan hakları mücadelesine
Marvel Sinematik Evreni’nde canlandırdığı “Hulk” (Bruce Banner) karakteriyle dünya çapında üne kavuşan, dört kez Oscar adayı başarılı Amerikalı aktör Mark Ruffalo, sinema kariyerinin yanı sıra savaş karşıtı ve insan hakları odaklı aktivizmiyle öne çıkıyor. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı en net ve tutarlı tavır alan Hollywood figürlerinden biri olan Ruffalo, Filistinlilerin yaşadığı insani krizi dile getiren isimlere sektör içinde uygulanan “yıkıcı sansürü” açıkça eleştiriyor.
Siyasi eleştirileri ve medya tekelleşmesine karşı uyarıları nedeniyle sektörün belirli odakları tarafından hedef tahtasına oturtulan ve antisemitizmle suçlanan ünlü aktör, bu iddiaları reddederek geri adım atmadı. Ruffalo’nun maruz kaldığı baskı, dünya çapında sanatçılar, akademisyenler ve entelektüellerden oluşan geniş bir dayanışma dalgasını harekete geçirdi.
Hollywood’daki sansüre ve Netanyahu’ya açık tavır
Ruffalo’nun aktivizmi eskiye dayansa da Gazze krizinin derinleşmesiyle daha görünür ve tavizsiz bir nitelik kazandı. 96. Akademi Ödülleri töreninde kırmızı halıda “Ateşkes İçin Sanatçılar” (Artists4Ceasefire) rozetiyle boy gösteren ve tören salonu önündeki Filistin yanlısı göstericilere destek veren Ruffalo, “insanlığın kazanması gerektiğini” haykırmıştı.
Ünlü oyuncu, meslektaşları Susan Sarandon, Cynthia Nixon ve Rosie O’Donnell ile birlikte meslek sendikalarına açık mektuplar yazarak; Gazze’deki sivil katliamını dile getirdiği için projelerden çıkarılan Melissa Barrera gibi oyuncuların maruz kaldığı sektör baskısını kınadı.
Tepkisini doğrudan İsrail yönetimine yönelten Ruffalo, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) kararlarını hiçe sayan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu da doğrudan hedef aldı:
*”Hakkında savaş suçlarından tutuklama emri çıkaran kişiyi görevden aldırmaya çalışman, o suçları ortadan kaldırmaz ya da suçunu hafifletmez. Adaletten kaçamayacaksın ve tarihi değiştiremeyeceksin.”*
Medya tekelleri ve 111 milyar dolarlık devasa anlaşma krizi
Ruffalo’nun sektördeki yerleşik düzene meydan okuyuşu, Paramount-Skydance ve Warner Bros Discovery arasındaki yaklaşık 111 milyar dolarlık dev birleşmeye yönelttiği eleştirilerle yeni bir boyuta ulaştı. Aktör; Hollywood’daki kurumsal tekelleşmenin ifade özgürlüğünü boğacağını, binlerce sektör çalışanını işsiz bırakacağını savundu ve anlaşmanın teknoloji tedarikçileri üzerinden İsrail ile yürütülen askeri ve sivil sözleşmelere dikkat çekti.
Paramount cephesinden gelen antisemitizm suçlamaları ise ters tepti. Aralarında George Clooney, Hannah Einbinder, yönetmen Todd Haynes, oyuncu Wallace Shawn ve yazar Naomi Klein’ın da bulunduğu 170’ten fazla Yahudi yazar, akademisyen ve sanatçı ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride, Ruffalo’ya yöneltilen suçlamaların haksız olduğu vurgulanarak, antisemitizm yaftasının Gazze’ye dair meşru siyasi ve ahlaki eleştirileri susturmak için bir araç olarak kullanıldığı kaydedildi.
Tiyatro sahnesinden Hollywood’un zirvesine
22 Kasım 1967 Wisconsin doğumlu olan Mark Ruffalo, İtalyan ve Fransız-Kanadalı köklere sahip. Çocukluk yıllarında dikkat eksikliği ve disleksiyle mücadele eden oyuncu, Los Angeles’taki Stella Adler Konservatuvarı’nda eğitim aldıktan sonra yaklaşık on yıl boyunca garsonluk yaparak tiyatro sahnelerinde var olma mücadelesi verdi.
Kenneth Lonergan imzalı tiyatro oyunları ve 2000 yapımı *You Can Count on Me* filmiyle kritik bir çıkış yakalayan Ruffalo, 2012’de katıldığı *The Avengers* serisiyle küresel bir ikona dönüştü. Kariyerine Emmy ve SAG ödüllerinin yanı sıra bağımsız sinemanın prestijli festivallerinden Sundance’te Jüri Özel Ödülü sığdıran usta oyuncu; *Spotlight*, *Foxcatcher*, *The Kids Are All Right* ve *Poor Things* yapımlarıyla dört kez En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Oscar’a aday gösterilerek kuşağının en saygın karakter oyuncuları arasına girdi.



