Dünya Gıda Programı (WFP), küresel fon yetersizliği ve bütçe açıkları nedeniyle işgal altındaki Batı Şeria’da yürüttüğü insani yardım operasyonunu yarı yarıya düşürmek zorunda kaldı. Daha önce 400 bin kişiye ulaştırılan yardım paketlerinin 200 bin kişiye indirilmesi, bölgede yaklaşık 900 bin insanın gıda güvensizliğiyle mücadele ettiği bir dönemde endişeleri tırmandırdı. Birleşmiş Milletler verileri, Batı Şeria genelindeki Filistinli ailelerin yüzde 76’sının aylık gelirinde ciddi düşüşler yaşandığını ortaya koyuyor.
WFP Filistin Bölge Direktör Yardımcısı Kate Newton, bütçe daralması nedeniyle en savunmasız kesimlere odaklanmak zorunda kaldıklarını, ancak sahadaki sert güvenlik kısıtlamaları ve kontrol noktaları sebebiyle her zaman ihtiyaç sahiplerine doğrudan ulaşamadıklarını bildirdi. Kurum; UNRWA, uluslararası insani yardım kuruluşları ve yerel sivil toplum örgütleriyle koordineli olarak kalan 200 bin kişilik kitleye asgari düzeyde de olsa destek sağlamaya çalışıyor.
Mesafir Yatta’da geçim kaynakları tükeniyor
Gıda kesintilerinin sahadaki yansımaları, El Halil’in güneyindeki Mesafir Yatta gibi kırsal yerleşimlerde hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Bölgedeki Filistinliler bir yandan meralara ve tarım arazilerine erişim engelleriyle karşılaşırken, diğer yandan yerleşimci baskıları nedeniyle tek gelir kaynağı olan hayvancılık faaliyetlerini sürdürmekte zorlanıyor.
Bölge sakini çiftçi Ebu Eşref, daha önce 300 baş koyunu varken geçim sıkıntısı, sağlık sorunları ve otlatma alanlarının daraltılması sebebiyle sürüsünü peyderpey satmak zorunda kaldığını ve elinde sadece 40 koyunun kaldığını belirtiyor. Kırsal bölgelerde hayvan varlığı sadece bir gelir kapısı değil, aynı zamanda olası kriz anlarında aileleri ayakta tutan temel bir tampon görevi görüyor. Sürünün erimesi, ailelerin gelecekteki şoklara karşı korunma refleksini tamamen ortadan kaldırıyor.
Güvenlik engelleri ve insani yardıma erişim krizi
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) raporları, yerleşimci şiddeti ile su ve arazi kaynaklarına getirilen kısıtlamaların göçebe ve hayvancı toplulukları göçe zorladığını vurguluyor. Ancak kriz yalnızca yardım kuponu dağıtımıyla sınırlı kalmıyor; askeri müdahaleler ve hareket kısıtlamaları yardım konvoylarının köylere düzenli ulaşmasını da engelliyor.
Temel ihtiyaçlar için son varlıklar satılıyor
İnsani yardım uzmanları, gıda yardımlarının tek başına mera yasaklarını veya gelir kaybını telafi etmeye yetmediğini, ancak ailelerin ellerindeki son üretim araçlarını satmasını geciktiren kritik bir “zaman kazanma” aracı olduğunu vurguluyor:
- Aileler gıda paketleri kesildikçe temel beslenme, ilaç ve borç ödemeleri için kalan son hayvanlarını ve eşyalarını satıyor,
- Tüketilen varlıklar yerine konulamadığı için yoksulluk nesiller arası kalıcı bir çöküşe dönüşüyor,
- Gıda yetersizliği nedeniyle aileler öğün atlamak ve günlük porsiyonları kısmak zorunda kalıyor.
WFP’nin bütçe yetersizliği sebebiyle yardım kapsamını daraltması, arazilerine hapsedilen ve temel üretim hakları kısıtlanan binlerce Filistinli için yalnızca gıda sepetinin küçülmesi değil, toprağında tutunabilme marjının da tehlikeye girmesi anlamına geliyor.



