Nebatiye kırsalında uyuyan sivillere hava saldırısı
İsrail ordusu, Güney Lübnan’a yönelik hava saldırılarını benzeri görülmemiş bir boyuta taşıdı. Nebatiye vilayetine bağlı Kefer Rumman, Deyr ez-Zehrani ve Arabsalim beldeleri yoğun bombardımanla enkaza çevrildi. Pazartesi günü şafak vaktinde Kefer Rumman beldesine önceden hiçbir tahliye uyarısı yapılmadan düzenlenen hava saldırısında, uykularında yakalanan ailelerin yaşadığı binalar yıkıldı; arama-kurtarma ekipleri moloz yığınları altından yaralıları ve hayatını kaybedenleri çıkarmak için çalışma başlattı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın bildirdiğine göre, komşu Arabsalim beldesinde üç ailenin barındığı bir konuta yönelik saldırıda 2 kadın hayatını kaybetti, aralarında iki kız çocuğunun da bulunduğu 6 kişi yaralandı. Bombardıman çevredeki konutlara, araçlara ve tarım arazilerine de büyük çapta zarar verdi.
Sınırda 4 kilometrelik “gri hat” ve tampon bölge tehdidi
Askeri uzmanlar ve yerel kaynaklar, İsrail’in sivilleri doğrudan hedef alan ve zorunlu göçe zorlayan saldırılarının ardında derin bir strateji yattığına dikkat çekiyor. Bombardıman dalgasının, Lübnan topraklarının 3 ila 4 kilometre derinliğine kadar uzanacak bir “tampon bölge” ya da fiili bir “gri hat” oluşturma hedefinin parçası olduğu belirtiliyor.
Askeri hareketliliğin haritası incelendiğinde operasyonların iki ana hatta yoğunlaştığı görülüyor:
- Ali et-Tahir Tepesi: Nebatiye sınırında yer alan stratejik tepe ve çevresine yönelik kesintisiz bombardıman.
- Nebatiye ve Deyr ez-Zehrani arkı: Sivillere yönelik sözde uyarı mesajlarının hemen ardından uygulanan yoğun yıkım operasyonları.
- Litani Nehri’nin güneyi: Beni Hayyan, Meys el-Cebel, Bint Cübeyl ve Mansuri bölgelerinde devam eden hava harekatları.
Saldırıların başlangıcından bu yana Lübnan genelinde hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 350’yi aşmış durumda.
İsrail iç siyasetinde uzlaşı ve Lübnan’a baskı taktiği
İsrail meseleleri uzmanı Nihad Ebu Guş, saldırıların yaklaşan İsrail genel seçimleriyle doğrudan bir bağı olduğunu, Binyamin Netanyahu’nun savaşı bir iç siyaset kartı olarak kullandığını vurguladı. Ancak Ebu Guş’a göre şiddet politikası yalnızca seçim hesaplarıyla sınırlı değil; Lübnan, Gazze ve Batı Şeria’daki askeri baskı İsrail’deki siyasi aktörlerin büyük kısmı tarafından ortak bir devlet politikası olarak benimseniyor.
Ebu Guş, Tel Aviv yönetiminin ABD’nin açık desteğini arkasına alarak köprü, konut ve altyapı tesislerini “Hizbullah bağlantısı” iddiasıyla hedef aldığını, hiçbir bağımsız denetim mekanizmasının işletilmediğini kaydetti.
Lübnan kamuoyunu kışkırtma ve silahsızlanma hedefi
Siyasi analist Tarık Terşişi ise İsrail’in vurduğu birçok noktanın Hizbullah ile ilgisi bulunmadığını gayet iyi bildiğini savundu. Terşişi, İsrail’in sivil hedefleri ve kamusal altyapıyı vurarak Lübnan halkı ile devletini Hizbullah’a karşı kışkırtmayı ve örgütü savaşın tek sorumlusu gibi göstermeyi amaçladığını söyledi.
İsrail’in ateşkes anlaşmalarını kendi lehine esnetip ihlalleri sürdürdüğünü belirten uzmanlar, nihai hedefin Lübnan devletini Hizbullah’ın altyapısını tamamen tasfiyeye zorlamak olduğunu ifade ediyor. Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’nin son açıklamalarına atıfta bulunan analistler, sürecin aşılması için Lübnan içinde birlik sağlanması ve anlaşmanın garantörü olan ABD tarafına baskı yapılması gerektiğinin altını çiziyor.



