Maariv'den çarpıcı iddia: İsrail için en büyük tehdit Türkiye
Türkiye

Maariv’den çarpıcı iddia: İsrail için en büyük tehdit Türkiye

İsrail’in önde gelen yayın organlarından Maariv, bölgedeki güç dengelerini sarsacak bir analize imza attı. Gazetede yayımlanan bir makalede, Ankara’nın askeri kapasitesi ve jeopolitik etkisi mercek altına alınarak, Türkiye’nin İsrail açısından İran’dan çok daha “ciddi ve tehlikeli bir tehdit” haline geldiği savunuldu.

İsrail basını alarma geçti: Türkiye faktörü

Haberde, Türkiye’nin NATO içerisindeki en büyük ikinci orduya sahip olması ve savunma sanayiinde yerlilik oranını yüzde 80 seviyelerine çıkarmış olması, Tel Aviv yönetimini endişelendiren ana unsurlar olarak öne çıkarıldı.

Özellikle Türk deniz gücüne dikkat çekilen analizde; 16 denizaltı, modern fırkateynler ve yerli uçak gemisi TCG Anadolu‘nun, olası bir gerilim durumunda İsrail için “en büyük meydan okuma” olduğu vurgulandı. İsrail basını, Türkiye’nin bu askeri kapasitesini sadece savunma amaçlı değil, bölgesel bir baskı unsuru olarak kullandığı iddiasını öne sürüyor.

Stratejik bir rakip olarak Türkiye

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, İsrail’in Türkiye’ye bakışındaki temel değişimin “askeri olandan stratejik olana” evrildiğini belirtiyor.

İran’dan farklı bir tehdit profili

Siyasi analist Hamza Tekin’e göre, İsrail’in İran ile olan rekabeti daha çok “vekil güçler” üzerinden yürürken, Türkiye ile olan durum çok daha kompleks. Tekin, durumu şu şekilde özetliyor:

“İran, uluslararası yaptırımlar ve ekonomik sorunlarla boğuşurken, Türkiye; NATO üyeliği, güçlü ekonomisi ve geniş bir coğrafyaya yayılan siyasi etkisiyle İsrail için uzun vadeli stratejik bir rakiptir.”

Denizlerdeki güç dengesi: Mavi Vatan

Uzmanlar, İsrail’in özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji koridorları ve ticaret yolları konusunda Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrininden duyduğu rahatsızlığa dikkat çekiyor. Uzman Taha Oudaoglu ise, Türkiye’nin yerli savunma sistemleriyle kazandığı “karar alma özerkliğinin”, İsrail’in geleneksel baskı yöntemlerini işlevsiz kıldığını ifade ediyor.

Oudaoglu’na göre:

  • Jeopolitik genişleme: Türkiye’nin Orta Doğu’dan Kafkasya’ya, Afrika’dan Balkanlar’a kadar uzanan nüfuzu, İsrail’in bölgedeki hareket alanını kısıtlıyor.
  • Yeni ittifaklar: Türkiye’nin Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi ülkelerle kurduğu yeni diplomatik köprüler, İsrail’in bölgedeki yalnızlığını artırıyor.

İsrail’in “tehdit algısı” mı, gerçeklik mi?

Analizlerde, İsrail medyasının Türkiye’yi “daha büyük bir tehdit” olarak tanımlamasının iki temel boyutu olduğuna dikkat çekiliyor. Birincisi, Türkiye’nin yükselen bölgesel gücünden duyulan gerçek bir stratejik endişe; ikincisi ise bu söylem üzerinden Batılı müttefikleri Türkiye’ye karşı harekete geçirme ve İsrail’in bölgedeki askeri iş birliklerini (özellikle Yunanistan ve Kıbrıs ile) meşrulaştırma çabası.

Uzmanlar, ne olursa olsun, Türkiye’nin artık oyun kurucu bir aktör olarak tescil edildiğini ve İsrail’in Türkiye üzerinde uygulayabileceği “baskı marjının” her geçen gün daraldığı konusunda birleşiyor.