İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız bombardımanı, zorunlu göç dalgaları, açlık ve çöken sağlık altyapısı, bölgedeki hamile kadınlar için hayati bir krize dönüştü. İlaç eksikliği, yetersiz beslenme ve sürekli stres nedeniyle binlerce kadın düşük yaparken, gerekli tıbbi müdahaleye ve kürtaj ilaçlarına ulaşılamaması kadınların hayatını doğrudan tehlikeye atıyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Birimi verilerine göre, 2026 yılının ilk altı ayında (Ocak-Haziran) 3 bin 958 düşük vakası kayıtlara geçti. Düşük oranı bin canlı doğumda 208,5’e yükselerek, 2025’in ikinci yarısına kıyasla 3,3 katlık rekor bir artış gösterdi.
İlaç yokluğu ve haftalar süren bekleyiş
Defalarca yerinden edilen ve Gazze Şehri’nde çadırda yaşamak zorunda kalan kadınlar, anne karnında hayatını kaybeden bebeklerin tahliyesi için dahi haftalarca ilaç bekliyor. Gazze’deki Sabra mahallesinden Nuhail Muharram, bebeğinin öldüğünü öğrendikten sonra gerekli ilacın bulunamaması nedeniyle 6 hafta boyunca tıbbi müdahale beklemek zorunda kaldığını belirtti.
Kayıtlara geçen vakaların yüzde 73,6’sının hamileliğin ilk 13 haftasında gerçekleştiği, bakanlık kayıtlarındaki gebe kadınların yüzde 57,1’inde ise ileri derecede anemi (kansızlık) tespit edildiği bildirildi.
Erken doğum ve düşük kilolu bebek oranları tırmanışta
Nusayrat’taki El-Avda Hastanesi Doğum Servisi Sorumlusu Meysun Süleyman Ebu Breyk, kliniğe ulaşabilen hamilelerin çoğunda şiddetli kanama ve hayati risk bulunduğunu aktardı. Temel vitaminler, demir ve folik asit takviyelerinin yanı sıra kronik hastalık ilaçlarının da bulunamadığı bölgede karşılaşılan temel etkenler şu şekilde sıralanıyor:
-
Kronik Yetersizlik: Protein ve temiz su eksikliği, odun ateşinde yemek pişirme sonucu oluşan duman ve enkaz tozuna maruz kalma.
-
Erken Doğumlar: El-Avda Hastanesi verilerine göre yılın ilk yarısında yüzlerce bebek 2,5 kilogramın altında veya prematüre olarak dünyaya geldi.
-
Sürekli Travma: Ruh sağlığı uzmanı Said el-Kahlut; aralıksız bombardıman ve kayıp korkusunun yarattığı kortizol ve adrenalin yüksekliğinin anne vücudunu sürekli alarm durumunda tuttuğunu, bunun da gebelik kayıplarını tetiklediğini ifade etti.
Hukukçulardan “sağlık hakkı ihlali” uyarısı
Ajyal Yaratıcılık ve Kalkınma Derneği Başkanı Avukat Abdullah Şerşara, uluslararası insancıl hukukun çatışma bölgelerindeki hamile kadınların korunmasını ve sağlık hizmetlerine kesintisiz erişimini zorunlu kıldığını hatırlattı. Şerşara, tıbbi tesislerin hedef alınması, kuşatma ve aç bırakma politikaları sonucu düşük vakalarındaki dramatik artışın, uluslararası hukuk nezdinde doğrudan sağlık hakkı ihlali ve sivil zararın somut bir kanıtı niteliğinde olduğunu vurguladı.



