İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aralıksız saldırıları, yalnızca mevcut sivil nüfusu ve yaşam alanlarını yok etmekle kalmıyor; havadaki toksik kimyasallar, açlık ve ağır psikolojik travmalar aracılığıyla Filistinlilerin epigenetik kodunda kalıcı değişimlere yol açıyor. Bilim insanları, genlerin işleyişini belirleyen epigenetik mekanizmaların maruz kalınan bu ölümcül ortam nedeniyle bozulduğunu ve savaşın biyolojik etkilerinin gelecek nesillere aktarılacağını belirtiyor.
DNA dizilimini doğrudan değiştirmeden genlerin açılıp kapanma mekanizmasını etkileyen epigenetik değişimler; kanser, bağışıklık sistemi çöküşü, erken doğum ve doğumsal anomali vakalarında şimdiden ciddi artışlara neden oluyor.
Epigenetik miras: Holokost ve Vietnam örnekleri
Travmanın ve kimyasal maruziyetin genetik aktarımına dair bilimsel modeller, geçmişteki büyük felaketlerle benzerlik gösteriyor:
-
Holokost Araştırmaları: İkinci Dünya Savaşı’nda soykırımdan kurtulanların çocuklarında ve torunlarında stres hormonu kortizol seviyelerinin genetik olarak yüksek kaldığı ve travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) yatkınlığın biyolojik olarak miras kaldığı saptanmıştı.
-
Vietnam ve Portakal Gazı: ABD’nin Vietnam’da kullandığı “Agent Orange” kimyasalı, nesiller boyunca spina bifida, yarık damak ve ağır kalp anomalilerine yol açmıştı.
Filistinli çocuk psikolojisi uzmanı Dr. Ahmed İsa, Gazze’deki çocukların yalnızca sosyal ve ekonomik yıkımı değil, aynı zamanda savaşın yıkıcı biyolojik izlerini de DNA’larında taşıyacakları uyarısında bulunuyor.
Kimyasal kokteyl: Hamileler, fetüsler ve üreme sağlığı
Gazze’de bombardımanlar sonucu havaya karışan ağır metaller (kurşun, cıva), kanserojen dioksinler ve enkazlardaki asbest tozları, plasenta bariyerini aşarak doğrudan anne karnındaki bebeklerin gelişimini hedef alıyor.
Filistinli epigenetik uzmanı Dr. Samer el-Haldi, solunan toksik gazların ve kirli içme suyunun fetüslerde genetik mutasyonlara ve bağışıklık sistemi anomalilerine yol açtığını kaydetti. Ayrıca erkeklerde sperm kalitesi ve genetik yapısının bozulması, savaşı doğrudan yaşamamış gelecek nesillerin de sağlık riskleriyle dünyaya gelmesine neden oluyor.
Ağır kanser ve kronik hastalık riski
Onkolog Dr. Heysem Avad, füze yakıtlarında bulunan perkloratların ve patlama kalıntılarının toprak ve su kaynaklarına karışması sonucu bölgede kan kanseri (lösemi) ve lenfoma vakalarında artış beklendiğini açıkladı.
Yıkılan binalardaki asbest partiküllerine maruz kalmanın akciğer ve gırtlak kanseri gibi agresif tümörleri onlarca yıl sonra dahi tetikleyebileceğine dikkat çeken uzmanlar; krizin sadece siyasi ve insani yardımlarla çözülemeyeceğini, nesiller boyu sürecek kapsamlı tıbbi, biyolojik ve psikolojik rehabilitasyon programlarının zorunlu olduğunu vurguluyor.



