Güney Lübnan’ın tepelerinden vadileri gözetleyen ve yüzyıllar boyunca Fenikeliler, Romalılar, Bizanslılar, Eyyubiler ve Memlükler gibi pek çok medeniyete tanıklık eden Cebel Amil kaleleri, tarihin en ağır yıkım süreçlerinden birini yaşıyor. Bölgede devam eden savaşın doğrudan hedefi haline gelen tarihi yapılar, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından “Tehlike Altındaki Dünya Mirası Listesi”ne alındı.
UNESCO’nun bu kararı, kalelerin korunması için uluslararası fonların, teknik uzman heyetlerinin ve acil restorasyon planlarının devreye sokulmasına öncelik tanırken; Lübnan Kültür Bakanlığı’nın tarihi mirası koruma çabalarına küresel düzeyde destek sağlamayı hedefliyor.
Cebel Amil’in 5 muhafızı ve sahadaki son durum
Güney Lübnan’ın kolektif hafızasını ve stratejik savunma hattını oluşturan beş büyük kalenin güncel durumu sahadaki tahribatın boyutunu ortaya koyuyor:
-
Şakif Kalesi (Beaufort): Litani Nehri’ne hakim stratejik konumuyla bilinen kale, İsrail ordusunun kontrolü altındaki bölgede bulunuyor. Yakın çevrede gerçekleştirilen patlatmalar kalenin temel taşıyıcılarına zarar verdi.
-
Dubbiye Kalesi (Şakra): İsrail askerlerinin giriş yaptığı ve üzerine bayrak astığı kale, doğrudan askeri kontrol altında bulunuyor.
-
Şamaa Kalesi: Yoğun hava saldırıları ve bombardımanlar nedeniyle geniş çaplı yıkıma uğrayarak tarihi mimari dokusunu büyük ölçüde kaybetti.
-
Tibnin Kalesi (Toron): 1116 yılında inşa edilen kalenin bulunduğu beldenin güney ve doğu kısımları bombardımanlardan ağır hasar gördü.
-
Deyr Kifa Kalesi (Marun): Doğrudan askeri kontrolün dışında kalsa da çevresine düzenlenen hava saldırıları ve uzun süreli bakımsızlık nedeniyle risk altında bulunuyor.
“Taş değil, kolektif hafıza”
Cebel Amil tarihi üzerine araştırmalar yürüten tarihçi Ali Mezraani, Güney Lübnan’daki kalelerin yalnızca mimari yapılardan ibaret olmadığını, halkın toprakla kurduğu bağın ve kimliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Uluslararası kınama mesajlarının sahadaki tahribatı durdurmaya yetmediğini belirten Mezraani, çatışmalarda kültürel mirasın tarafsız tutulması çağrılarının karşılıksız kaldığını ve kaleleri koruma çabasının milli bir hafıza mücadelesi olduğunu ifade etti.
Kültürel varlıkların envanteri çıkarılmaya çalışılırken, Şakif ve Dubbiye gibi kilit noktalara erişimin kapalı olması acil kurtarma ve restorasyon çalışmalarının önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.



