Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Orta Doğu’daki kritik gelişmeler ve bölgesel güvenlik mimarisine dair tarihi açıklamalarda bulundu. Konuşmasında doğrudan Tel Aviv yönetimini hedef alan Erdoğan, İsrail içerisindeki radikal kliklerin bölgede akan kanın durmasını istemediğini ve diplomatik çözüm arayışlarını sabote ettiğini vurguladı.
“Karşımızda bir devlet değil, gözü dönmüş bir çete var”
İsrail yönetiminin barış zeminine tahammülünün olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 10 günde yapılan resmi açıklamalara baktığımızda, karşımızda devlet aklıyla hareket eden bir yapı değil, adeta gözü dönmüş fanatik bir topluluk olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı. İsrail içindeki bazı radikal şebekelerin kendi varlıklarını ve güvenliklerini komşu coğrafyaları istikrarsızlaştırmakta gördüğünü dile getiren Erdoğan; işgal, asimilasyon ve devlet terörünün Tel Aviv’in temel dış politika enstrümanı haline geldiğini savundu.
Küresel diplomasiye İsrail engeli
Erdoğan, tüm ilgili aktörlerin yoğun mesaileri ve diplomatik çabalarıyla olgunlaşan barış mutabakatlarının, son 10 gündür yine İsrail tarafından dinamitlenmeye çalışıldığını aktardı. Bölgedeki kalıcı huzur ikliminin provokasyonlara kurban edilmeyeceğini belirten Erdoğan, şu kritik değerlendirmede bulundu:
“Eğer bu coğrafyaya nihai bir barış gelecekse, bu İsrail’e rağmen gerçekleşecektir. Eğer Orta Doğu’da sular durulacak ve sivil kanı duracaksa, bu ancak İsrail’in kirli provokasyonları boşa çıkarılarak, yine İsrail’e rağmen inşa edilecektir.”
“İran savaşı 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük tehlike”
Bölgesel krizlerin küresel bir savaşa evrilme potansiyeline dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran eksenli yürütülen askeri gerilimi “İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana insanlığın karşı karşıya kaldığı en tehlikeli ve yıkıcı vizyonlardan biri” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin bu süreçte her türlü provokasyona karşı dik durduğunu ve kendi vatandaşlarının burnunun kanamasına izin vermediğini hatırlatan Erdoğan, Ankara’nın krizlerin diplomatik yollarla aşılması için her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.
Washington ve Tahran yönetimleri arasında 18 Haziran 2026’da imzalanan stratejik mutabakat zaptının ardından İsviçre’de başlayan barış müzakerelerine de değinen Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin krizin kalıcı çözümü için yürütülen bu diplomatik temaslara tam destek vermeye devam edeceğini ilan etti.
