Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in Mekke’de bir araya gelerek imzaladığı karşılıklı savunma mutabakatı, Orta Doğu ve Asya’daki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. “Mekke Paktı” olarak adlandırılan bu üçlü ittifak, bölgede İbrahim Anlaşmaları üzerinden şekillenen ve son askeri krizlerle pekişen BAE-İsrail ortaklığına karşı yeni bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor.
Askeri uzmanlar ve jeopolitik analistler, iki blok arasındaki temel farkları operasyonel çeviklik, toplumsal meşruiyet ve stratejik derinlik kriterleri üzerinden inceliyor.
Kapalı kapılar ardındaki ittifak ve halk meşruiyeti
Eski ABD istihbarat yetkilisi Theodore Singer ve Orta Doğu uzmanı Ayham Kamel, iki bloğun yapısını karşılaştırırken şu noktalara dikkat çekiyor:
-
BAE-İsrail Ortaklığı: Askeri ve istihbari operasyon kabiliyeti yüksek, hızlı hareket edebilen pragmatik bir yapı sergiliyor. İsrail’in BAE’ye Demir Kubbe hava savunma sistemleri konuşlandırması ve ortak operasyonlar icra etmesi iş birliğinin sahadaki hızını gösterse de İsrail’in Gazze’deki saldırıları nedeniyle ittifak bölge kamuoyundan gizlenerek yürütülüyor.
-
Mekke Paktı: NATO’nun 5. Maddesi benzeri bir ortak savunma vizyonu barındıran pakt; askeri temellerinin yanı sıra İslam dünyasında geniş bir siyasi meşruiyete ve sembolik ağırlığa sahip bulunuyor. Uzmanlar, paktın zamanla diğer bölge ülkelerinin katılımıyla genişleme potansiyeli taşıdığını kaydediyor.
Askeri güç ve ortak harekat kabiliyeti
Paktın askeri kapasitesi kağıt üzerinde küresel ölçekte bir ağırlığa işaret ediyor: NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip Türkiye, G20 üyesi ve Arap dünyasının en büyük ekonomisi Suudi Arabistan ile nükleer güç sahibi Pakistan.
Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nden Elizabeth Dent, BAE ve İsrail’in ABD merkezli uyumlu silah sistemleri ve ortak fonlarla operasyonel entegrasyonu hızla sağladığını, Mekke Paktı ülkelerinin ise farklı tehdit algıları ve tedarik zincirleri nedeniyle entegrasyon için zamana ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Savunma sanayiinde yerli iş birliği
Ankara’nın öncülüğünde pakt üyelerinin ortak tatbikatlar düzenlemesi ve savunma sanayii iş birliğini derinleştirmesi hedefleniyor. Türkiye ve Pakistan’ın ortak korvet üretimi, KAAN savaş uçağı ve tanksavar füze projelerindeki tecrübeleri, Suudi Arabistan’ın yerli savunma sanayii hedefleriyle birleştirilmek isteniyor.
Chatham House Körfez Uzmanı Neil Quilliam, tarafların farklı bölgesel tehdit algılarına rağmen bu ittifakın uzun vadede bölgede daha kapsamlı ve kalıcı bir stratejik caydırıcılık inşa edebileceğini vurguluyor.



