Lübnan’ın güneyine yönelik artan hava saldırıları, bölgedeki yaklaşık 250 bin Filistinli mülteci için hayati önem taşıyan sağlık hizmetlerini durma noktasına getirdi. Mart 2026’nın ilk haftası itibarıyla yoğunlaşan bombardımanlar; ulaşım yollarının kesilmesi ve köprülerin hedef alınması nedeniyle özellikle diyaliz hastaları gibi düzenli tedavi görmesi gereken kişileri büyük bir belirsizlikle baş başa bıraktı.
Diyaliz hastaları için yaşam mücadelesi
Sidon şehrinde bulunan Mahmud Hemşeri Hastanesi, Lübnan’daki Filistinliler için tek diyaliz merkezi olma özelliğini taşıyor. Sur ve çevresindeki kamplardan kaçan mültecilerle birlikte merkeze olan talep katlanarak arttı. Hastane yönetimi, kapasiteyi artırmak için üç vardiyalı sisteme geçtiklerini ve 107 hastaya kesintisiz hizmet vermeye çalıştıklarını bildirdi. Ancak ulaşım hatlarının güvenli olmaması, hastaların tedaviye erişimini ciddi şekilde kısıtlıyor.
Sağlık altyapısı ağır darbe aldı
Savaştan önce de finansal krizlerle boğuşan Filistin sağlık sistemi, saldırılarla birlikte büyük bir darbe aldı. Bölgedeki 27 klinikten 12’si güvenlik gerekçesiyle kapatılırken, bu durum hizmet kapasitesinin yaklaşık yüzde 40 oranında azalmasına yol açtı. Özellikle Güney Lübnan’daki Burc el-Şimali, El-Bass ve Reşidiye kampları, stratejik geçiş noktası olan Kasımiye Köprüsü’nün vurulmasıyla dünyadan izole bir hale geldi.
Finansal engeller ve statü sorunu
Mahmud Hemşeri Hastanesi ve Filistin Kızılayı’na bağlı birimler, yaralıları ve yerinden edilmiş kişileri ücretsiz tedavi etme kararı alsa da derin bir finansal çıkmazla karşı karşıya bulunuyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ülkedeki tüm hastanelerin savaş yaralılarına yönelik masraflarını karşılarken, Filistin Kızılayı hastaneleri bu kapsamın dışında tutuluyor. Kurumun hukuki statüsü nedeniyle devlet desteğinden yararlanamaması; ilaç, laboratuvar ve radyoloji masraflarının karşılanmasını neredeyse imkansız kılıyor.
Filistin Sivil Savunma ekipleri, 350’den fazla gönüllüyle kamplarda ilk yardım ve kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Ancak ekipman eksikliği ve ambulansların kamp dışına çıkışındaki bürokratik engeller, insani yardım faaliyetlerinin etkinliğini sınırlamaya devam ediyor.
