ABD Hazine Bakanlığı, Başkan Donald Trump’ın yaptırım muafiyetleri taahhüdü doğrultusunda Suriye’yi 1979 yılından bu yana bulunduğu “terörü destekleyen ülkeler” listesinden resmen çıkardı. Şam yönetimi, Cumhurbaşkanlığı ve Suriye Merkez Bankası düzeyinde kararı tarihi bir dönüm noktası olarak selamlarken, 47 yıl sonra gelen bu adımın ekonomik toparlanma ve yeniden imar sürecini hızlandıracağı vurgulandı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, alınan kararın Suriye’de siyasi ve ekonomik istikrarı desteklemek amacıyla doğrudan yabancı yatırımların önünü açacağını duyurdu.
Küresel finans sistemine dönüş ve yatırım beklentisi
Savunma ekonomisi uzmanı Dr. Gazi el-Assaf, kararın hukuki engelleri kaldırarak uluslararası finans kuruluşlarının Şam ile iş birliğini teknik yardımdan doğrudan kalkınma kredilerine dönüştüreceğini belirtti:
-
Uluslararası fonlar: Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel aktörlerin büyük altyapı projelerine katılımının önü açıldı.
-
Yasal uyum kolaylığı: İkincil yaptırım riskinin azalmasıyla birlikte uluslararası banka ve şirketlerin Suriye pazarına girişindeki yasal engeller hafifledi.
-
SWIFT entegrasyonu: Bankacılık altyapısının modernizasyonu ve küresel para transfer ağı SWIFT ile tam entegrasyon sürecinin hızlanması bekleniyor.
Soufan Center Kıdemli Direktörü Caroline Rose ise kararın Washington ile Şam arasında askeri ve teknolojik iş birliğine de zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Ancak Rose, sahadaki güvenlik kırılganlıkları nedeniyle yatırımcıların temkinli yaklaşımını aşmak için güven ortamının tahkim edilmesi gerektiğini hatırlattı.
Suriye halkı ekonomik rahatlamayı ne zaman hissedecek?
Uzmanlar, kararın sokaktaki vatandaşa yansımasının orta ve uzun vadede gerçekleşeceği görüşünde birleşiyor. 14 yıllık savaş sürecinde Suriye gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) 60 milyar dolar seviyelerinden 20-22 milyar dolara kadar gerilediği hatırlatılıyor.
Siyasi analist Dr. Müeyyed Gazlan Kablavi, yaptırımların kalkmasının yeni istihdam alanları yaratacağını ve enflasyon baskısını zamanla hafifleteceğini belirtti. Fiyat indirimleri, doğrudan sermaye girişi ve yaşam standartlarının kalıcı biçimde yükselmesi için ise bankacılık altyapısının güçlendirilmesi ve yapısal kurumsal reformların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiği kaydediliyor.



