Filistin ve çağdaş Arap sanatının öncü isimlerinden ressam ve heykeltıraş Süleyman Mansur, Doğu Kudüs’te tedavi gördüğü hastanede 79 yaşında vefat etti. Eserlerinde Filistin kimliğini, vatan sevgisini, kültürel mirası ve direnişi yarım asrı aşkın süre boyunca tuvale yansıtan Mansur, Filistin sanat tarihinin en güçlü sembolleri arasında yer alıyordu.
Mansur’un ailesi yayımladığı veda mesajında, “Son bölüm yazıldı. Derin bir üzüntüyle sevgili babamızın aramızdan ayrıldığını duyuruyoruz. Geride güzelliklerle dolu bir hayat ve onu tanıyan herkesin kalbinde yaşayacak köklü bir miras bıraktı” ifadelerini kullandı.
“Yük Taşıyan Deve” ve milli hafıza
Filistin Kültür Bakanlığı, Mansur’un vefatı dolayısıyla yayımladığı taziye mesajında usta sanatçıyı “Filistin çağdaş sanatının ana sütunlarından biri” olarak nitelendirdi. Kültür Bakanı İmad Hamdan, sanatçının eserlerinin nesiller boyu Filistin’in görsel ve milli anlatısını koruyan canlı bir şahit olduğunu vurguladı.
Mansur’un 1970’li yıllarda resmettiği ve sırtında Kudüs’ü taşıyan yaşlı bir Filistinliyi simgeleyen “Yük Taşıyan Deve” (Camel of Burdens / Cemelu’l-Mehamil) adlı tablosu, ulusal bir ikona dönüşmüştü. Sanatçı eserlerinde; zeytin ağaçlarını, geleneksel Filistin nakışlı elbiselerini (tatriz) ve Kudüs sokaklarını işleyerek yerel kimliği evrensel bir sanat diline taşıdı.
Sanat ve kimlikle örülü bir ömür
1947 yılında Ramallah’ın Birzeit kasabasında dünyaya gelen Süleyman Mansur, sanat eğitimini 1970 yılında Kudüs Sanat Akademisi’nde tamamladı.
Mansur’un sanat hayatındaki dönüm noktaları şu şekilde gelişti:
-
Filistin Plastik Sanatçılar Birliği’nin kurucu üyeleri arasında yer alarak yerel sanat hareketinin kurumsallaşmasına öncülük etti.
-
1994 yılında Doğu Kudüs’te El-Vasiti Sanat Merkezi’nin kuruluşuna katıldı ve 1996-2003 yılları arasında merkezin direktörlüğünü yürüttü.
-
2019 yılında UNESCO-Şarika Arap Kültürü Ödülü’ne layık görüldü.
-
2025 yılında ise prestijli Nil Arap Sanatçılar Ödülü’nün sahibi oldu.
Mansur’un vefatının ardından Filistinli sanatçılar, edebiyatçılar ve kültür kurumları yayımladıkları mesajlarla usta ismin mirasının Filistin hafızasında daima yaşayacağını belirtti.



