Namaz vakitleri —
  • İmsak 00:00
  • Güneş 00:00
  • Öğle 00:00
  • İkindi 00:00
  • Akşam 00:00
  • Yatsı 00:00
  • Sonraki namaza kalan süre
    00
    SAAT
    :
    00
    DAKİKA
    :
    00
    SANİYE
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. İsrail’in yeni güvenlik doktrini Türkiye’yi mi hedef alıyor?

İsrail’in yeni güvenlik doktrini Türkiye’yi mi hedef alıyor?

İsrail'in Suriye'deki son saldırısı, savunma doktrininin 'stratejik önleme'ye evrildiği yönündeki tartışmaları alevlendirdi.

İsrail'in yeni güvenlik doktrini Türkiye'yi mi hedef alıyor?
Google'da Abone Ol
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsrail ordusunun Suriye’nin kuzeyindeki Ebu ez-Zuhur Askeri Havaalanı’na düzenlediği hava saldırısı, Şam yönetimine verilen rutin bir mesajın ötesine geçerek İsrail’in temel güvenlik mimarisindeki köklü değişimi gündeme taşıdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın operasyonu “7 Ekim olaylarından çıkarılan temel ders” olarak nitelendirmesi; askeri stratejinin caydırıcılık ve istihbarat bekleme aşamasından, potansiyel tehditleri henüz oluşum aşamasındayken yok etmeyi hedefleyen “stratejik önleme” konseptine kaydığını gösteriyor.

Geleneksel İsrail askeri doktrini; caydırıcılık, erken uyarı ve kesin sonuçlu vuruş (daha sonra savunma ayağı da eklenerek) olmak üzere dört temel sütun üzerine inşa edilmişti. Ancak Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS) ve askeri düşünce kuruluşlarında tartışılan yeni yaklaşım, beşinci sütun olarak “stratejik önleme” kavramını öne çıkarıyor. Bu kavram, doğrudan bir saldırı hazırlığı olmasa dahi bölgesel rakiplerin kapasite inşasını baştan felç etmeyi amaçlıyor.

Ebu ez-Zuhur saldırısının perde arkası ve Ankara faktörü

İsrail basınında yer alan analizlere göre Ebu ez-Zuhur operasyonu, klasik bir “önleyici vuruş”tan (preemptive strike) farklı bir nitelik taşıyor. İsrail kaynakları, Türkiye’nin acil bir saldırı hazırlığında olmadığını; ancak bölgeye radar ve Türk personeli tarafından işletilecek hava savunma sistemleri yerleştirme ihtimalinin Tel Aviv’de “hareket serbestisini kısıtlayıcı bir risk” olarak görüldüğünü aktarıyor.

Saldırının hedefleri ve İsrail tarafındaki yansımaları şu noktalarda yoğunlaşıyor:

  • Hava Hareketliliğini Kesme: Uçak pistlerinin vurulmasıyla lojistik sevkiyatın ve askeri konuşlanmanın önüne geçilmesi hedeflendi.

  • Kurumsal Görüş Ayrılığı: İsrail ordusunun operasyonel adımı desteklediği, ancak siyasi kanadın açıklamalarla gerilimi tırmandırmasından ve çatışma riskini kontrolsüz biçimde büyütmesinden endişe ettiği belirtiliyor.

  • Kavramsal Ayrım: Güvenlik çevreleri, Türkiye’nin İran gibi “düşman” değil, çıkarları çatışan “bölgesel bir rakip” olarak tanımlandığına, bu hassas dengenin doğrudan çatışmaya dönüştürülmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Bölgesel temas hatları ve sürtüşme alanları

İsrail ve Türk askeri unsurlarının dar bir coğrafyada faaliyet göstermesi, Washington yönetimini de harekete geçirdi. İki ordunun Suriye sahasında doğrudan karşı karşıya gelmesini önlemek amacıyla gerilimi azaltma ve ayrıştırma mekanizmaları devreye sokuldu.

Doğu Akdeniz ve deniz dengesi

Suriye sahasının yanı sıra Doğu Akdeniz’deki deniz hareketliliği de stratejik rekabetin ikinci halkasını oluşturuyor. İsrailli askeri analistler, Türk Deniz Kuvvetleri’nin bölgedeki fırkateyn ve denizaltı kapasitesine işaret ederken; çok cepheli bir yıpranma sürecinde olan İsrail ordusunun yeni bir askeri gerilim cephesi açmasının ciddi stratejik maliyetler doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

Uzmanlar, “stratejik önleme” doktrininin savaşı önlemek yerine her bölgesel kapasite artışını yeni bir çatışma gerekçesine dönüştürme riski taşıdığını vurguluyor.

İsrail’in yeni güvenlik doktrini Türkiye’yi mi hedef alıyor?

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.