İsrail, tarihi bir bölgeyi koruma bahanesiyle Beytüllahim’deki 320 dönüm özel Filistin arazisine el koyuyor. Uzmanlar bunu “tarihi ve coğrafi bir gasp” olarak nitelendiriyor.
“Arkeolojik koruma” bahanesiyle toprak gaspı
İsrail Sivil Yönetimi, Herodium (Cebel el-Fureydis) çevresindeki arazilerin “tarihi mirasın korunması ve geliştirilmesi” amacıyla kamulaştırılacağını iddia ediyor. Ancak Filistinli yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, bu adımı İsrail’in işgal altındaki topraklarda yürüttüğü “sistematik el koyma” politikasının bir parçası olarak görüyor.
Filistin Duvar ve Yerleşim Direniş Heyeti Başkanı Müeyyed Şaban, bunun 2026 yılı içerisinde gerçekleştirilen üçüncü büyük gasp operasyonu olduğunu belirtti. Daha önce de Sebastia Tepesi’nde 1800 dönüm, Hz. Samuel türbesi çevresinde ise 110 dönüm arazi benzer gerekçelerle ele geçirilmişti.
Tarihi doku “modern dekorlarla” mı değiştiriliyor?
Bölgedeki planlar sadece toprakla sınırlı değil. Daha önce Gush Etzion yerleşim birimi başkanı tarafından önerilen, tarihi bir havuzun turistik amaçla yeniden doldurulması planı, arkeologlar tarafından sert bir dille eleştirilmişti. Uzmanlar, 2000 yıllık bir alanın, modern beton ve sentetik malzemelerle “antik süslemeli bir kanalizasyon sistemine” dönüştürüleceği konusunda uyarıyor.
“Sessiz ilhak” hamlesi
Batı Şeria’da kurulması planlanan ve arazilere el koyma yetkisini Sivil Yönetim’den alıp doğrudan Miras Bakanı Amichai Eliyahu’ya bağlı yeni bir otoriteye devredecek yasa tasarısı büyük tartışma yaratıyor. Knesset’ten ilk okumada geçen bu tasarı, hukukçular tarafından “uluslararası hukukun ihlali” ve “adım adım ilhak” (sessiz ilhak) olarak tanımlanıyor.
“Toprak ve anlatı gaspı”
İnsan hakları örgütü “Peace Now” (Barış Şimdi), İsrail hükümetinin seçim öncesi her anı kullanarak sahada geri dönülemez bir durum yaratmaya çalıştığını belirtiyor:
“Turistik ve arkeolojik sit alanları, yeni bir yerleşim türüdür. Hedef sadece geniş alanları kontrol etmek değil, aynı zamanda bilinci kontrol etmek, Filistin’in toprakla olan bağını marjinalleştirmek ve bu toprakları hem fiziksel hem de tarihsel anlatı açısından sadece Yahudilere ait kılmaktır.”
Bu hamle, İsrail’in sadece stratejik noktaları değil, Filistin’in kültürel ve tarihi hafızasını da yerleşim projesine entegre ederek bölgeyi dönüştürme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
