Filistin Siyasal Araştırmalar Merkezi’nin raporuna göre İsrail, Bab es-Silsile ve Han el-Ahmar hamleleriyle Kudüs’ün çevresini yeniden şekillendiriyor.
İçten ve dıştan eşzamanlı kuşatma
“Bab es-Silsile’den Han el-Ahmar’a: Kudüs çevresinin yeniden mühendisliği” başlıklı analiz, İsrail’in iki kritik hamlesine dikkat çekiyor: Han el-Ahmar’ın tahliye emri ve Mescid-i Aksa’nın kalbindeki Bab es-Silsile’de mülklere el konulması. Merkeze göre bu adımlar tesadüf değil; Aksa’yı içeriden boğmayı ve bölgenin coğrafi yapısını dışarıdan parçalamayı hedefleyen sistematik bir “yapısal kontrol sistemi”nin parçası.
Verilerle yıkım tablosu
Rapor, on yıllardır süren demografik değişimi çarpıcı verilerle ortaya koyuyor:
- Yerleşimci Sayısı: 2023 sonu itibarıyla Batı Şeria ve Kudüs’te yaklaşık 746 bin yerleşimci bulunuyor.
- İkamet İptalleri: 1967’den 2021’e kadar 14.700’den fazla Kudüslünün ikamet hakkı elinden alındı.
- Konut İnşası: Mevcut hükümet döneminde onaylanan 41.709 konutluk yerleşim birimi, önceki altı yılın toplamından daha fazla.
E1 planı “kırmızı çizgiden” şantiyeye dönüştü
Yıllardır uluslararası “kırmızı çizgi” olarak kabul edilen ve 1999’dan beri dondurulmuş olan 12 bin dönümlük E1 yerleşim projesinin, Ağustos 2025’te nihai onayını alarak fiilen inşaat alanına dönüştüğü belirtiliyor. Bu proje, Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağı koparmayı amaçlayan stratejik bir kilit noktası olarak görülüyor.
Uluslararası baskının ters etkisi
Raporun en dikkat çekici tespiti, İsrail’in uluslararası baskılara verdiği yanıtla ilgili. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) tutuklama talebi sürecinde tahliye emirlerini hızlandırması, Tel Aviv’in dış baskılar karşısında geri adım atmak yerine, süreci hızlandırma ve “oldu bittiye getirme” stratejisine geçtiğini gösteriyor.
Stratejik öneriler
Merkez, uluslararası toplumun mevcut sessizliğinin bölge haritasının kalıcı olarak değişmesine “örtülü onay” anlamına geleceği uyarısında bulunarak şu önerilerde bulundu:
- UCM Baskısı: Tutuklama taleplerinin istisnai bir olay değil, sürekli bir baskı aracı olarak kullanılması.
- Bölgesel Şartlılık: Bölgesel ortaklıkların, Kudüs ve Batı Şeria’daki yerleşim projelerinin durdurulması şartına bağlanması.
- Hukuki Belgeleme: Saha verilerinin uluslararası hukuk kurumlarına sistematik bir şekilde sunulması.
