İran’da ABD ve İsrail’in düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybeden Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney için düzenlenen cenaze töreni, uluslararası ilişkiler tarihine geçecek sıra dışı bir diplomatik hamleye sahne oldu. Tahran’daki İmam Humeyni Musallası’nda yüz binlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen törende, tabutların önünden geçen yabancı delegasyonlara, ülkelerinin İran ile olan ilişkilerine göre seçilmiş farklı Kur’an-ı Kerim ayetleriyle örtülü diplomatik mesajlar verildi.
Bölgesel gerilimlerin gölgesinde geçen törende; Körfez ülkeleriyle yaşanan askeri sürtüşmeler ve Lübnan hükümetinin Tahran’ın Hizbullah üzerindeki nüfuzuna karşı attığı egemenlik hamleleri, okunan ayetlerin arka planındaki siyasi şifreleri oluşturdu.
Suudi Arabistan heyetine “Bedir” hatırlatması
Suudi Arabistan delegasyonu Hamaney’in tabutunun önünden geçtiği sırada, Âl-i İmrân Suresi’nden şu ayet tilavet edildi:
“Karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlar, diğeri ise…”
İslam tarihinde az sayıdaki Müslüman ordusunun Mekkeli müşrikleri mağlup ettiği Bedir Savaşı’na atıfta bulunan bu ayetin, Tahran-Riyad hattındaki tarihsel rekabete bir gönderme olduğu düşünülüyor. Diplomatik analistler, son dönemdeki yumuşama adımlarına rağmen İran’ın Suudi Arabistan’a karşı kendisini hâlâ karşı kampta konumlandırdığı şeklinde bu durumu yorumladı.
Katar delegasyonuna “Hudeybiye” ve arabuluculuk vurgusu
ABD ile İran arasındaki kritik diplomatik temaslarda kilit bir arabulucu rolü üstlenen Katar heyeti için Fetih Suresi tercih edildi. Okunan ayette, “Allah’ın geçmiş ve gelecek günahları bağışlaması, üzerindeki nimetini tamamması ve seni doğru yola iletmesi” ifadeleri yer aldı.
İslam tarihinde başlangıçta Müslümanların aleyhine görünse de sonradan stratejik bir zafer doğuran Hudeybiye Barış Antlaşması ile ilişkilendirilen bu sure, Katar’ın Washington-Tahran arasındaki hassas diplomatik denge unsuru ve yapıcı rolüne yönelik bir takdir mesajı olarak nitelendirildi.
Lübnan’a egemenlik ve Hizbullah uyarısı
Lübnan Savunma Bakanı Michel Menassa’nın, Hizbullah heyetinden ayrı olarak törene katılması, Beyrut’taki iç siyasi bölünmeyi gözler önüne serdi. Lübnan bakanı geçerken Nisâ Suresi’nden şu sarsıcı ayet okundu:
“Eğer biz onlara, ‘Kendinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın’ diye yazmış olsaydık, pek azı hariç bunu yapmazlardı…”
Beyrut yönetiminin son dönemde İran uçuşlarına kısıtlama getirmesi ve Tahran büyükelçisini sınır dışı etmesiyle gerilen Lübnan-İran ilişkileri göz önüne alındığında, bu ayetin Lübnan hükümetinin Hizbullah’ı silahsızlandırma ve devlet egemenliğini yeniden kurma çabalarına karşı dolaylı bir sitem ve itaat uyarısı taşıdığı belirtiliyor. Hizbullah temsilcilerinin törende oldukça duygusal anlar yaşaması dikkat çekti.
Rusya’ya güç ve kibir uyarısı
Rusya delegasyonu podyuma ulaştığında ise Kasas Suresi’nden bir ayet okundu:
“İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmak istemeyenlere veririz…”
Musa ile Firavun kıssasına atıfta bulunan sure, küresel arenada Rusya’nın dengeleyici rolüne bir atıf olabileceği gibi, uluslararası ilişkilerde aşırı güç kullanımı ve tahakküm kurma eğilimlerine karşı üstü kapalı bir diplomatik tembih olarak da değerlendirildi.
Öte yandan Türkiye, Pakistan ve Çin delegasyonları geçişi esnasında daha uzlaşmacı, ortaklık ve stratejik ittifak vurgusu yapan ayetlerin seçilmesi, Tahran’ın yeni dönemde de batı dışı müttefikleriyle sürekliliğe önem vereceğinin işareti olarak yorumlandı. Tören boyunca yapılan Kur’an tilavetlerinin, basit bir dini ritüel olmaktan ziyade bölgesel ittifaklar ve saflaşmaları yansıtan örtülü bir dış politika bildirisi işlevi gördüğü tescil edilmiş oldu.



