Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump yönetimi, uluslararası hukuk ve mülteci hakları savunucularını ayağa kaldıran çok ciddi bir yasal krizle karşı karşıya kaldı. Associated Press (AP) haber ajansı tarafından aktarılan bilgilere göre, Trump yönetimine, ABD’ye sığınma talebinde bulunan İranlı sığınmacıların gizli kişisel verilerini Tahran rejimine sızdırdığı iddiasıyla federal mahkemede dava açıldı.
Davanın detayları ve hedefteki kurumlar
Washington’daki ABD Bölge Mahkemesi’nde açılan dava, İranlı Amerikalı Hukuki Savunma Fonu (Iranian American Legal Defense Fund) ve Kamu Vatandaşı Dava Grubu (Public Citizen Litigation Group) ortaklığıyla yürütülüyor. Dava dilekçesinde doğrudan ABD İç Güvenlik Bakanlığı, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi (ICE), ABD Dışişleri Bakanlığı ve aralarında Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da bulunduğu çok sayıda üst düzey bürokrat sanık olarak yer alıyor.
İddianameye göre, Trump yönetimi 2025 yılından bu yana sistematik bir politika izleyerek, ABD’ye sığınan veya sığınma başvurusunda bulunan İran vatandaşlarının dosyalarını Tahran yönetimiyle paylaştı. Bu veri transferlerinin, Pakistan’ın Washington Büyükelçiliği bünyesinde faaliyet gösteren “İran Çıkarlarını Koruma Bölümü” üzerinden gerçekleştirilen periyodik diplomatik toplantılarda yapıldığı öne sürülüyor.
Yasal engeller ve sızdırıldığı iddia edilen gizli bilgiler
ABD göçmenlik kanunlarına göre, sığınma başvurusu yapan kişilerin can güvenliğini korumak amacıyla dosyalarındaki bilgilerin üçüncü ülkeler veya kaçtıkları rejimlerle paylaşılması kesin bir dille yasaklanıyor. Ancak davacılar, sızdırılan bu gizli belgelerin içerisinde sığınmacıların iltica gerekçelerinin tüm detaylarıyla yer aldığını savunuyor. Sızdırılan hassas başlıklar arasında şunlar bulunuyor:
-
İnanç Değişikliği: İslamiyet’ten ayrılıp başka bir dine geçen kişilerin durumları,
-
Kimlik Tercihleri: LGBTQ+ topluluğuna üye oldukları gerekçesiyle sığınanların özel bilgileri,
-
Siyasi Faaliyetler: İran’da 2022 yılında patlak veren “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestolarına katılan muhaliflerin eylem detayları ve kimlikleri.
Dava dilekçesindeki en çarpıcı iddialardan biri de, İranlı istihbarat ve konsolosluk yetkililerinin, ICE’a ait geri gönderme ve gözaltı merkezlerindeki mültecileri bizzat ziyaret etmesi oldu. Bu yetkililerin, mültecilerin gizli iltica dosyalarındaki verilere eksiksiz şekilde vakıf oldukları ve mültecilere İran’a dönmeleri yönünde psikolojik ve fiziki baskı uyguladıkları iddia ediliyor. Bu mühim iddiaların, ABD ile İran arasında 2026 yılı boyunca tırmanan askeri çatışma ve misilleme dönemlerinde dahi kesintisiz sürdüğü vurgulanıyor.
Washington’dan jet hızıyla resmi yalanlama
Söz konusu iddiaların kamuoyunda geniş yankı uyandırmasının ardından ABD İç Güvenlik Bakanlığı iddiaları kesin bir dille reddetti. Bakanlık tarafından yayınlanan resmi açıklamada, ICE biriminin gözaltındaki yabancı uyrukluların seyahat belgelerini temin ederken tamamen yasal mevzuatlara bağlı kaldığı ve konsolosluk erişimlerinin uluslararası hukuka uygun yürütüldüğü savunuldu. Sığınma talebi kayıtlarının İran hükümetiyle paylaşıldığı yönündeki suçlamaların “tamamen asılsız” olduğu ve mülteci gizliliği kurallarının ihlal edilmediği belirtildi.
Güvenlik endişeleri ve 1979’dan bu yana süren politikadaki kırılma
Mülteci hakları savunucuları ve davacılar, bu verilerin deşifre edilmesinin hem ABD’deki mültecileri hem de İran’da kalan aile üyelerini doğrudan hedef haline getirdiğini savunuyor. Bilgileri Tahran’ın eline geçen sığınmacıların, ülkelerine iade edilmeleri durumunda işkence, ağır hapis veya idam cezalarıyla karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.
Ulusal İran Amerikan Konseyi (NIAC) verilerine göre, geçtiğimiz yıl içerisinde ABD genelindeki göçmen gözaltı merkezlerinde yaklaşık 600 İran vatandaşı alıkonuldu. Analistler, bu davanın ve arkasındaki iddiaların, Washington’ın 1979 İran İslam Devrimi’nden bu yana kesintisiz şekilde sürdürdüğü “İranlı muhaliflere, rejim karşıtlarına ve sığınmacılara güvenli liman olma” stratejisinde tarihi ve radikal bir kırılmaya işaret ettiğini belirtiyor.
Mahkemeden talep edilen yaptırımlar
Dava kapsamında federal mahkemeden, Trump yönetiminin İranlı sığınmacılara ait her türlü veriyi Tahran makamlarıyla paylaşmasını derhal durduracak kesin bir ihtiyati tedbir kararı alınması talep ediliyor.
Davacılar ayrıca; kurumların mülteci gizliliği kurallarına uyup uymadığını denetleyecek bağımsız bir denetçinin (kayyum) atanmasını, verileri sızdırıldığı tespit edilen tüm sığınmacılara acilen resmi bildirim yapılmasını ve bu kişilerin can güvenliklerinin sağlanması adına ek koruma kalkanı oluşturulmasını istiyor. Federal mahkemenin davayı kabul edip etmeyeceği ve duruşma takvimi Washington siyasetinde merakla bekleniyor.



