ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi marjında ittifakın Genel Sekreteri Mark Rutte ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarda Tahran yönetimine yönelik söylemini görülmemiş bir sertliğe taşıdı. İki ülke arasında yürütülen diplomatik sürecin temelini oluşturan mutabakat zaptının tamamen sona erdiğini ilan eden Trump, Washington’ın ne pahasına olursa olsun İran’ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceğini kesin bir dille vurguladı.
Düzenlenen basın toplantısında oldukça agresif bir üslup takınan Trump, İranlı yetkilileri “hasta” olarak nitelendirdi ve onları yalan söylemek, hile yapmak ve Orta Doğu’daki istikrarsızlığın yegane kaynağı olmakla suçladı. İran yönetimini bir “çete” olarak niteleyen ABD Başkanı, bu yapının binlerce insanı katlettiğini, aralarında bizzat kendisinin de bulunduğu Amerikalı liderleri suikastlarla hedef aldığını iddia etti. Ayrıca Körfez bölgesindeki deniz güvenliğine de değinen Trump, Suudi Arabistan ve Katar’a ait tankerlerin füzelerle vurulmasının iki ülke arasındaki tüm diyalog zeminini ve eski düzenlemeleri kökten yok ettiğini savundu.
“İran asla nükleer silah sahibi olamayacak”
İran’ın nükleer programına dair askeri ve ekonomik baskının süreceğinin altını çizen Trump, yakın dönemde gerçekleştirilen askeri harekatların ve petrol ihracatına yönelik ağırlaştırılmış ambargoların bu kararlılığın bir göstergesi olduğunu ifade etti. ABD Silahlı Kuvvetleri’nin geçtiğimiz süreçte hassas güdümlü silahlarla İran içerisindeki yaklaşık 80 stratejik hedefi vurduğunu hatırlatan analizler, Washington’ın askeri caydırıcılık kartını masada tutmaya devam edeceğine işaret ediyor.
Trump’tan müttefiklere sitem: “NATO’yu İran konusunda test ettim”
Açıklamalarında transatlantik ittifakının bazı Avrupalı üyelerine de eleştiriler yönelten Trump, müttefiklerin İran’ın yarattığı tehditlere karşı yeterince ciddi ve kararlı bir duruş sergilemediğini belirtti. İttifaka yönelik tarihi şikayetlerini yineleyen ABD Başkanı, “Bizim aslında NATO’ya ihtiyacımız yok, ancak müttefiklerin ortak güvenlik taahhütlerine ne kadar sadık olduğunu görmek için onları İran krizi üzerinden kasıtlı olarak test ettim” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında İspanya’ya da ayrı bir parantez açan Trump, Washington’ın Madrid ile ticari ilişkilere muhtaç olmadığını iddia ederek, ABD’nin ittifakı korumak için yaptığı devasa savunma harcamalarının karşılığında adil bir muamele görmediğini ileri sürdü.
Stratejik dosya yeniden masada: Grönland problemi
Trump, geçmiş başkanlık döneminde de gündeme getirdiği ve Danimarka ile diplomatik gerilime yol açan Grönland adasının statüsünü yeniden canlandırdı. Kuzey Kutbu’ndaki bu devasa adayı ABD için “büyük bir sorun” olarak tanımlayan Trump, buna karşın bölgenin Amerikan ulusal güvenliği ve askeri stratejisi açısından hayati bir jeopolitik öneme sahip olduğunu kaydetti.
NATO Genel Sekreteri Rutte’den tam destek
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise basın toplantısında ABD’nin sert ve tavizsiz İran politikasının arkasında durduğunu belirtti. Washington’ın Tahran’a yönelik askeri hamlelerini “son derece güçlü ve yerinde bir yanıt” olarak nitelendiren Rutte, İran rejimiyle mücadelede Trump ile tamamen aynı fikirde olduklarını ilan etti.
Avrupa genelinden kalkan 5 binden fazla askeri uçağın İran’a karşı yürütülen operasyonel lojistiğe destek verdiğini açıklayan Rutte, transatlantik bağlarının gücünü vurguladı. Rutte ayrıca, Trump’ın müttefik ülkelerin savunma bütçelerini artırmaları yönündeki baskılarını överek, onun müttefikleri askeri harcamaları yükseltmeye zorlayan ilk ABD başkanı olduğunu ve bu sayede ittifakın savunma kapasitesinin ciddi oranda arttığını ifade etti.
Bölge uzmanları, mutabakatın bittiğinin resmen ilan edilmesi ve diplomatik kanalların tıkanmasıyla birlikte, Orta Doğu genelinde ABD ve İran arasındaki askeri tırmanışın ve karşılıklı misilleme operasyonlarının yeni ve daha tehlikeli bir faza evrilebileceği uyarısında bulunuyor.



