Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, yaklaşık yirmi yıllık bir aranın ardından 28 Kasım 2026 tarihinde Yasama Konseyi seçimlerinin yapılmasını öngören kararnameyi imzaladı. Bu gelişme, uzun süredir “demokratik meşruiyet” sorunu yaşayan Filistin siyasetinde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Ancak kararname, getirdiği teknik düzenlemeler ve siyasi şartlar nedeniyle farklı kesimlerden hem destek hem de ciddi eleştiriler alıyor.
Siyasi gözlemciler, seçimlerin sadece bir tarih belirlenmesinden ibaret olmadığını, parçalanmış bir yapıya sahip olan Filistin siyasetinde nasıl bir “uzlaşı” zemininde gerçekleşeceğinin kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Siyasi program şartı ve “demokrasi” tartışması
Kararnamenin en çok tartışılan yönlerinden biri, seçimlere katılacak adaylar için “Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) siyasi programına bağlı kalma” şartı oldu. Bu düzenleme, demokratik çoğulculuğun özüne aykırı bulunarak tepki çekiyor.
Yazar Sena Zakarne, bu şartın siyasi rekabeti kısıtlayacağını savunuyor. Zakarne’ye göre demokrasi, tek bir programın dayatılması değil, farklı vizyonların yarışması üzerine kuruludur. Uzmanlar, bu kısıtlamanın seçimlerin kapsayıcılığını zedeleyebileceği ve seçmenin tercih alanını daraltacağı uyarısında bulunuyor.
“Karar mekanizmasında karışıklık var”
Feth Hareketi liderlerinden Ahmed Guneym ise mevcut sürecin “siyasi bir karmaşa” içerisinde ilerlediğini belirtiyor. İlk etapta hem başkanlık hem de parlamento seçimlerini kapsayan bir taslağın ardından, sadece yasama konseyi seçimlerine odaklanılması ve süregelen değişiklikler, yönetimdeki stratejik belirsizliğin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Guneym, kararların iç uzlaşıdan ziyade dış baskılarla alındığı yönündeki algının, seçmen nezdindeki güveni zedeleyebileceğine dikkat çekiyor.
Seçim sistemi ve “aşiretleşme” riski
Seçim sistemine dair teknik düzenlemeler de uzmanlar arasında endişe kaynağı. Yasama Konseyi üye sayısının 132’ye çekilmesi önerisi, tasarruf açısından olumlu karşılansa da, temsil gücü ve seçim sistemi üzerindeki etkileri tartışılıyor.
Siyasi analist Riad Dabai, seçim yasasındaki güncellemelerin iyi planlanmaması durumunda siyasi partilerin zayıflayıp, yerel seçimlerde “aile ve aşiret” faktörünün ön plana çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, seçimlerin başarısı için şu dört temel unsurun hayati olduğunu belirtiyor:
-
Jerusalem (Kudüs): Seçimlerin işgal altındaki Doğu Kudüs’te yapılabilmesi.
-
Gazze: Seçim sürecinin Gazze Şeridi’ni de kapsayacak şekilde yürütülmesi.
-
Güvenlik: Sandık güvenliğinin sağlanması.
-
Lojistik: Seçmen kayıtlarının güncellenmesi ve altyapı hazırlıkları.
“Önce ulusal diyalog” çağrısı
Nablus merkezli “Nidaa Filistin” gibi sivil girişimler, seçimlerin tek başına bir kurtuluş reçetesi olmadığını, mutlaka kapsamlı bir “Ulusal Diyalog” ile desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Filistinli gruplar, bölünmüşlüğü bitirecek ve tüm tarafların katılımını güvence altına alacak bir uzlaşı olmadan gidilecek sandığın, mevcut krizleri çözmekten uzak kalabileceği görüşünde.
Önümüzdeki aylarda hem siyasi partilerin hem de halkın, bu seçim takvimini nasıl bir “demokratik mutabakata” dönüştüreceği, Filistin’in gelecek vizyonunu belirleyecek temel faktör olacak.



