Ürdün’de direnişi desteklemek ve normalleşme girişimlerine karşı mücadele etmek amacıyla kurulan gençlik ve öğrenci hareketi “Ataharak”, son dönemde artış gösteren İsrail menşeli turizm kampanyalarına karşı sert bir uyarı yayınladı. Hareket, Ürdün makamlarını “turistik normalleşme kapılarını” tamamen kapatmaya ve İsrailli şirketlerle iş birliğini durdurmaya davet etti.
“Bu sadece turizm değil, bir normalleşme adımı”
Ataharak hareketi, İsrail’in Akabe, Vadi Rum ve Petra gibi önemli turistik bölgelere yönelik düzenlediği toplu gezi kampanyalarının sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden hız kazandığını belirtti. Hareketin yayımladığı basın açıklamasında, özellikle Eylül ayı sonundaki “Sukot” (Çardaklar Bayramı) tatili için şimdiden yoğun reklam çalışmaları yürütüldüğü ifade edildi.
Hareket, bu gelişmeleri sadece ekonomik bir faaliyet olarak görmediklerini vurguladı. Açıklamada, “İsrailli turistlerin ağırlanması, bölgedeki işgal varlığını meşrulaştırmaya çalışan tehlikeli bir normalleşme adımıdır. Bu girişimler, halkın İsrail’e olan tepkisini kırmayı ve işgalin bölgedeki varlığını normal, kabul edilebilir bir durum haline getirmeyi amaçlıyor” ifadelerine yer verildi.
Tarihi ve kültürel miras için “provokasyon” uyarısı
Ataharak, geçmişteki tecrübelere dayanarak bu tür ziyaretlerin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Hareketin uyarıları arasında şunlar öne çıkıyor:
-
Tarihi tahrifat: İsrailli grupların Ürdün’deki arkeolojik alanları, bilimsel gerçeklikten uzak, tek taraflı “Tevrat anlatılarıyla” ilişkilendirmeye çalıştığı iddia ediliyor.
-
Kaçakçılık riski: Geçmişte yaşandığı öne sürülen eser kaçakçılığı girişimleri hatırlatılarak, kültürel mirasının korunması gerektiği vurgulanıyor.
-
Dini provokasyonlar: Bazı ziyaretçilerin kutsal veya tarihi mekanlarda gerçekleştirdiği dini ritüellerin, bölge halkı için provokatif olduğu savunuluyor.
Hükümete ve turizm sektörüne çağrı
Ataharak, Ürdün hükümetine İsrail’den gelen turistik gezilerin düzenlenmesini, kolaylaştırılmasını veya teşvik edilmesini durdurması çağrısında bulundu. Özellikle İsrailli turizm operatörleriyle çalışan yerel acentelere seslenen grup, “Hiçbir gerekçe, işgalin imajını parlatmaya veya bölgeye sızmasına yardımcı olmaya kılıf olamaz” mesajını verdi.
Hareket, Ürdün’ün milli kimliğini ve egemenliğini korumanın bir parçası olarak “normalleşmeye hayır” demenin hem milli hem de ahlaki bir zorunluluk olduğunu belirterek, tüm turizm sektörü çalışanlarını İsrailli turist gruplarına hizmet vermekten kaçınmaya davet etti.



