İşgal altındaki Batı Şeria’da, geleneksel askeri üniformalar ve devriyeler yerine çadırlar, ilkel barınaklar ve günlük ev işleriyle dikkat çeken yeni bir yerleşimci dalgası faaliyet gösteriyor. Eğitimlerini ve kent yaşamını yarıda bırakarak dağ tepelerine yerleşen kadınlardan oluşan ve “tepelerin kızları” olarak adlandırılan bu grup, “yumuşak yerleşim” taktiğiyle bölgede alan hâkimiyeti kurmayı hedefliyor.
Söz konusu kadın hareketi, dönemin İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron’un teşvikiyle 1998 yılında kurulan “tepelerin gençleri” (Hilltop Youth) hareketinin devamı niteliğinde görülüyor. Silahsız ve sivil bir yaşam tarzı sergileyerek yerleşim projesine aile ortamı ve olağan bir toplumsal görüntü kazandırmayı amaçlayan grup, Filistin topraklarını adım adım fiilî yerleşim yerlerine dönüştürüyor.
“Büyük İsrail” ideolojisi ve sosyal medya propagandası
“Tepelerin kızları”, tarihî Filistin sınırlarının ötesine geçerek komşu bölge ülkelerini de içine almayı hedefleyen “Büyük İsrail” ideolojisini benimsiyor. Modern yaşamın getirdiği konforu reddederek çobanlık yapan ve münzevi bir yaşam sürdüren yerleşimciler, Filistinlilere ait arazileri kademeli olarak işgal etmeyi ideolojik bir “fedakârlık” olarak görüyor.
Grup, bu yaşam tarzını meşrulaştırmak için sosyal medya platformlarını aktif biçimde kullanıyor. Yayımlanan videolarda; yemek pişiren, çamaşır asan ve doğal bir kırsal yaşam süren kadın figürleri öne çıkarılarak kamuoyundaki sert yerleşimci algısı kırılmaya çalışılıyor. Bu yolla yerleşim yerleri, uluslararası hukuka ve statülerine bakılmaksızın doğal bir topluluk gibi sunuluyor.
Ramallah hattında genişleyen yerleşim ağları
Grubun en belirgin faaliyet merkezleri arasında Ramallah’ın kuzeydoğusundaki “Maoz Esther” ve “Or Ahuvia” noktaları yer alıyor. 2006 yılında küçük bir çadır noktası olarak kurulan ve defalarca boşaltılan Maoz Esther, zamanla genişleyerek “kızlar tepesi” adıyla bilinen bir yapıya kavuştu. Bölgedeki yerleşimin, 950 dönümlük komşu Kohav HaShahar yerleşiminin neredeyse iki katı alana yayıldığı belirtiliyor.
2023 yılında kurulan Or Ahuvia gibi noktaların ise bağımsız kalmayıp Ofra ana yerleşimine bağlanarak 20’den fazla kaçak noktanın tek bir devasa yerleşim bloğuna dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu planlama, binlerce haneyi barındıracak kesintisiz bir yerleşim koridoru oluşturmayı amaçlıyor.
Yıkım tiyatrosu ve resmi koruma iddiaları
Güvenlik güçlerinin kameralar önünde gerçekleştirdiği tahliye ve yıkım operasyonları, insan hakları örgütleri tarafından planlı bir gösteri olarak nitelendiriliyor. İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem, yıkımların göstermelik olduğunu, kolluk kuvvetleri ayrılır ayrılmaz yapıların yeniden inşa edildiğini ve bu noktaların elektrik, su, yol gibi temel altyapılarla doğrudan desteklendiğini vurguluyor.
Yasama tarafında ise Knesset’te Batı Şeria’daki toprak alımlarını yasal koruma altına almayı öngören tasarılar tartışılıyor. Filistin Dışişleri Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler ise uluslararası hukuka tamamen aykırı olan bu yapılaşmaların, iki devletli çözüm zeminini ve uygulanabilir bir Filistin devletinin kurulmasını doğrudan baltaladığını belirtiyor.



