Avrupa Birliği (AB) ile İsrail arasındaki ortaklık anlaşmasının tamamen askıya alınmasını talep eden dev çaplı imza kampanyası, 16 Temmuz sabahı itibarıyla sona erdi. Brüksel merkezli başlatılan Avrupa Vatandaş Girişimi (2025/000005) kapsamında toplanan imzalar, 1 milyon 299 bin 914’e ulaşarak, kıta genelindeki kamuoyu eğiliminde İsrail politikalarına karşı belirgin bir değişime işaret etti.
15 Temmuz gecesi sona eren kampanya, yılın en büyük siyasi imza hareketi olarak kayıtlara geçti. Avrupa hukukuna göre girişimin resmi statü kazanması için yedi ülkede belirlenen kotanın aşılması yeterli görülürken, kampanya 14 farklı Avrupa ülkesinde yasal eşikleri geçerek hedeflerin çok üzerine çıktı.
Fransa ve İtalya başı çekti
Kampanyaya katılımda Fransa, 465 bin 383 imzayla zirvede yer aldı. Fransa’yı 293 bin 359 imza ile İtalya ve 157 bin 137 imza ile İspanya takip etti. İstatistikler, Avrupa’nın batısından kuzeyine kadar geniş bir yelpazede kamuoyunun İsrail ile diplomatik ve ticari ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi noktasında birleştiğini gösterdi.
İrlanda, Belçika, Hollanda, Finlandiya, Danimarka ve İsveç gibi ülkeler de belirlenen ulusal kotaları yüzde 100’ün çok üzerinde oranlarla tamamlayarak, “ortaklığın askıya alınması” çağrısına güçlü destek verdi. Almanya 71 bini aşkın, Polonya ise 50 bini aşkın imzayla sürece dahil oldu.
Hukuki talepler ve beklentiler
Kampanyayı yürüten inisiyatif, İsrail’in uluslararası hukuk kurallarını ve Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) soykırımı önlemeye yönelik aldığı kararları açıkça ihlal ettiğini savunuyor. İmzacılar, Avrupa Komisyonu’nun bu verilere dayanarak Avrupa Konseyi’ne ortaklık anlaşmasının askıya alınması yönünde resmi bir teklif sunmasını bekliyor.
Siyasi analistler, bu imza sayısının Avrupa Birliği nezdinde “yok sayılamayacak” bir baskı unsuru oluşturduğunu belirtiyor. Kampanyanın temel argümanı ise, mevcut anlaşmanın sürdürülmesinin, savaş suçları işlemekle itham edilen bir yönetimin meşruiyetini ve finansmanını artırdığı yönünde.
Bundan sonra ne olacak?
Brüksel’de bir araya gelen çeşitli Avrupa partileri ve sivil toplum kuruluşları tarafından başlatılan bu girişim, Avrupa Birliği kurumlarını İsrail ile olan ilişkilerini “hukuki ve ahlaki” bir çerçevede yeniden tanımlamaya zorluyor. İmzaların doğrulanması ve resmi makamlara sunulması süreciyle birlikte, AB’nin İsrail ile olan ticaret ve iş birliği anlaşmalarına ilişkin nasıl bir diplomatik adım atacağı merakla bekleniyor.



