İsrail bombardımanları nedeniyle Lübnan’ın güneyindeki köylerinden göç etmek zorunda kalan kadınlar, sığındıkları güney kenti Sayda’da kurulan ortak mutfakta hayata tutunuyor. Sayda’nın el-Hilaliye bölgesinde faaliyete geçirilen topluluk mutfağı, bombardımandan etkilenen ailelere sıcak yemek hazırlayan yerel halk ile yerinden edilmiş kadınları aynı çatı altında buluşturdu.
Sosyal Hareket Derneği, BM Kadın Birimi (UN Women) ve Kadın Barış ve İnsani Yardım Fonu ortaklığında yürütülen proje; kadınları dayanışma, üretkenlik ve karşılıklı psikolojik destek ekseninde bir araya getiriyor.
Görme engelli Hanan mutfakta umut buldu
Mutfak tezgahının başına geçen kadınlar arasında, tamamen görme engelli olan Hanan Hammade de yer alıyor. Göçün ve çatışmaların getirdiği ağır travmalardan kaçarak mutfağa sığındığını belirten Hammade, yemek yapma tutkusunu burada tecrübeye dönüştürdüğünü, yeni insanlarla tanışarak yalnızlık hissini aştığını ifade etti.
Güneyden göç eden Zehra Abbas ise mutfağın sağladığı manevi dönüşümü şu sözlerle aktardı: “Yaşadığımız yerleri terk etmenin acısı, mutfaktaki dayanışmayla hafifledi. Burada saatlerce yemek yapmak yalnızca bir meşguliyet değil, savaşın yarattığı kaygı ve baskıdan bir çıkış kapısı oldu. Farklı kesimlerden kadınlarla kurduğumuz dostluklar Sayda’da gurbet hissini sildi, buranın bir parçası olduk.”
“Mülteciler yük değil, üretici bir güç”
Zehra Abbas, dayanışma mutfağının sığınmacılara yönelik kalıplaşmış yargıları da yıktığına dikkat çekti:
- Aktif Üretim Gücü: Mültecilerin sığındıkları topluma bir yük olmadığını kanıtladıklarını belirten Abbas, zor koşullara rağmen diğer ihtiyaç sahiplerine el uzatabildiklerini vurguladı.
- Girişimcilik Adımları: Kadınların bu mutfakta kazandıkları deneyim sayesinde, kriz sonrasında evden yürütebilecekleri kendi küçük işletmelerini kurma fikrine yöneldikleri kaydedildi.
Mutfaktan mahalleye yayılan sosyal dayanışma
Hilaliye’deki dayanışma yalnızca yemek kazanlarının başında kalmayarak günlük hayata da yansıdı. Sayda’nın yerel sakinleri ile güneyden ve Beyrut’tan gelen sığınmacı kadınlar; pazar alışverişlerini birlikte yapmaya, ev ziyaretleriyle aileleri kaynaştırmaya başladı.
Kurulan bu insani bağlar, savaşın gölgesindeki Lübnan’da mülteciler ile ev sahibi toplum arasında güçlü bir sosyal güvenlik ve dayanışma ağı meydana getirdi.



