İsrail siyasetinde uzun süredir tartışılan ve merkez sağın eriyerek aşırı sağcı ideolojiyle bütünleştiği yönündeki tezler, iktidar partisinin kalbinden gelen tarihi bir itirafla tescillendi. Başbakan Benjamin Netanyahu liderliğindeki Likud partisinin ağır toplarından Toplumsal Eşitlik Bakanı May Golan, katıldığı bir televizyon programında Likud ile aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in partisi Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) arasında neredeyse hiçbir ideolojik fark kalmadığını açıkça itiraf etti. Siyasi analistler, bu çıkışı İsrail devlet aklının tamamen aşırı dinci ve ırkçı kahanist doktrine teslim olmasının ilanı olarak yorumluyor.
Kanal 14 televizyonuna demeç veren Golan, “Size medyada ne satmaya çalışıyorlar bilmiyorum ama Yahudi Gücü ile Likud arasında gerçekten çok az ideolojik fark var. Bence Ben-Gvir de bunu onaylayacaktır. Netanyahu’nun da onunla hem kişisel hem de siyasi bağları son derece güçlü ve onu sağ kampın meşru bir parçası olarak görüyor” ifadelerini kullandı.
Likud’un radikalleşme serüveni ve köklerinden kopuşu
Sol görüşlü Arap-Yahudi ortak partisi Hadaş’ın Milletvekili Ofer Cassif, bu itirafın sürpriz olmadığını, Likud’un geçirdiği mutasyonu gözler önüne serdiğini belirtti. Cassif, “Bu sözler, yıllardır uyardığımız gerçeği, yani Likud ile faşist-ırkçı çeper arasındaki çizgilerin tamamen silindiğini deklare ediyor. Netanyahu, partinin kurucu merkez sağ genetiğini yok ederek yerine May Golan gibi isimlerin temsil ettiği popülist, aşırı radikal bir figürasyonu monte etti” dedi.
Uluslararası Kriz Grubu (ICG) Kıdemli Analisti Amjad Iraqi ise Likud’un son yirmi yılda sistematik olarak aşırı sağa kaydığını vurguladı. Iraqi, “Likud ve Yahudi Gücü başlangıçta farklı siyasi geleneklerden (biri seküler revizyonist Siyonizmden, diğeri kökten dinci Kahanizmden) gelse de bugün Filistin topraklarının ilhakı, Gazze’nin yeniden sömürgeleştirilmesi ve sivil hakların kısıtlanması gibi stratejik başlıklarda tam bir kader ortaklığı ve ruh ikizliği yaşıyorlar” analizini paylaştı.
Kahanist tehlike iktidarın tam merkezinde
Likud’un entegre olduğu Itamar Ben-Gvir liderliğindeki Yahudi Gücü partisi, Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerini savunan ve Yahudi üstünlükçü bir teokrasiyi hedefleyen radikal haham Meir Kahane’nin ideolojisine (Kahanizm) dayanıyor. Geçmişte “ırkçılığı kışkırtmak” ve “terör örgütüne destek vermek” suçlarından sabıkası bulunan Ben-Gvir, Batı Şeria ve Gazze’nin tamamen ilhak edilmesini savunuyor.
Ben-Gvir, terör suçlamasıyla yargılanan Filistinlilerin idam edilmesini öngören yasa tasarısının oylama sürecine sembolik bir sarı idam ilmeği takarak katılmış ve yasanın geçişini şampanya patlatarak kutlamıştı. Likud milletvekillerinin, Ben-Gvir’in öncülük ettiği Gazze sınırındaki yasa dışı yerleşim zirvelerine kitlesel katılım göstermesi de partiler arası entegrasyonun kağıt üstünde kalmadığını kanıtlıyor.
“Sorun sadece Ben-Gvir değil, sistemin faşistleşmesidir”
Filistin Ulusal Partisi Balad’ın lideri Sami Ebu Şehade, uluslararası medyanın ve muhalefetin sadece Ben-Gvir figürüne odaklanmasının büyük bir yanılgı olduğunu savundu. Ebu Şehade, krizin derinliğini şu sözlerle özetledi:
“Karşımızdaki trajedinin adı sadece ırkçı ve terör destekçisi Itamar Ben-Gvir değildir. Asıl yapısal problem, bu profilin İsrail kabinesinde bakanlık koltuğunda oturması ve İsrail parlamentosunun (Knesset) ezici çoğunluğunun Ben-Gvir ile Bezalel Smotrich gibi aşırılıkçıları meşru birer siyasi aktör olarak kabul etmesidir. İsrail demokrasisi iddiası, aşırı sağın sistemi tamamen asimile etmesiyle bir illüzyona dönüşmüştür.”



