İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir, bugün yaptığı açıklamada, ülkenin kritik altyapı tesislerine yönelik herhangi bir saldırının “misliyle” karşılık bulacağını vurguladı. Zülkadir, özellikle İsrail’in bu tür operasyonlardaki rolüne işaret ederek, Tel Aviv yönetiminin gerçekleşecek olası bir misillemeden “muaf tutulmayacağını” belirtti.
“Saldırılar karşılıksız kalmayacak”
Zülkadir, yayınladığı yazılı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’a atıfta bulunarak, “dünyanın en sevilmeyen kişisinin” İran halkına yönelik söylemlerini sert bir dille eleştirdi. İranlı yetkili, Trump’ın, İran halkının geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden liderleri için düzenlediği kitlesel anma törenlerinden duyduğu rahatsızlığın, bu tür kışkırtıcı ifadelerin temelini oluşturduğunu iddia etti.
İran’ın stratejik savunma doktrinine değinen Zülkadir, “Daha önce de vurguladığımız gibi, altyapımıza yönelik saldırılar anında karşılık bulacaktır. Bu tür kötücül faaliyetlerin arkasındaki asıl aktör olan Siyonist rejim, savaşçılarımızın vereceği cevaptan kaçamayacaktır” ifadelerini kullandı.
Sahada artan gerilim ve bölgesel çatışma
Bölgedeki çatışma atmosferi, 28 Şubat 2026’da başlayan askeri hareketliliğin ardından her geçen gün tırmanıyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Perşembe sabahı yaptığı açıklamada, İran topraklarındaki yaklaşık 90 askeri hedefi vurduğunu doğruladı. Bu operasyonlarda hava savunma sistemleri, füze depolama tesisleri ve lojistik altyapıların hedef alındığı bildirildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ise bu saldırılara yanıt olarak; Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’deki ABD askeri üslerini füze ve İHA’larla hedef aldığını duyurdu. Tahran yönetimi, operasyonların kapsamının, saldırıların devam etmesi halinde daha da genişleyeceği konusunda uyarıda bulundu.
Diplomatik arayışlar ve belirsizlik
Saha operasyonlarının şiddeti, diplomatik kanallardaki hareketliliği de artırıyor. 18 Haziran 2026 tarihinde Washington ve Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptına rağmen, taraflar arasındaki ateşkesin sürdürülebilirliği sorgulanıyor.
Katar ve Pakistan’ın arabuluculuğunda devam eden müzakereler, bölgesel bir topyekûn savaşı önleme amacı taşısa da, tarafların karşılıklı “altyapı” ve “üs” merkezli hamleleri, masadaki uzlaşı umutlarını zorluyor. Gözlemciler, tarafların askeri retoriğinin yüksek olduğu bu dönemde, diplomatik kanalların açık tutulmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor.



