İşgal altındaki Doğu Kudüs ve Batı Şeria genelinde Filistinlilere ait arazileri parça parça koparma stratejisi güden radikal Yahudi yerleşimciler, Kudüs’ün kuzeydoğusunda yeni bir yasa dışı karakol (outpost) kurdu. Kudüs Valiliği tarafından paylaşılan verilere göre, Ma’azi Jaba’ Bedevi topluluğunun hemen yanı başında yükselen bu yeni yapı ile birlikte valilik sınırları içerisindeki yasa dışı yerleşim karakolu sayısı 23’e ulaştı. Yerel halk ve aktivistler, bu hamlenin tesadüfi olmadığını, bölgedeki yaklaşık 7 bin Filistinliye ev sahipliği yapan 37 Bedevi topluluğunu tamamen göçe zorlamak adına yürütülen sinsi bir ilhak planının parçası olduğunu belirtiyor.
Söz konusu bölge, 1995 yılında İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) arasında imzalanan Oslo II Anlaşması uyarınca, sivil idare ve askeri kontrolün tamamen İsrail’e bırakıldığı “C Bölgesi” (Area C) sınırları içerisinde kalıyor. Batı Şeria topraklarının yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan bu alanda, Filistinlilerin imar, tarım veya altyapı geliştirme faaliyetleri ağır kısıtlamalar altındayken, yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin inşası devlet eliyle teşvik ediliyor.
“Evlerimizi kundaklıyorlar, geceleri nöbet tutuyoruz”
Ma’azi Jaba’ topluluğunun sakinlerinden Naci Ara’ara, yerleşimcilerin şubat ayında yaklaşık bir kilometre öteye ilk çadırları kurmasından bu yana hayatlarının tam bir kabusa döndüğünü aktardı. Ara’ara, “Geldikleri ilk günden beri sürekli saldırıyor ve yangınlar çıkarıyorlar. Burada kundaklamaya çalışmadıkları tek bir ev bile kalmadı. Kadınlarımız ve çocuklarımız her gün dehşet içinde yaşıyor” dedi.
Yaklaşık 38 aileden oluşan 150 nüfuslu bu küçük Bedevi topluluğunun en büyük geçim kaynağı olan hayvancılık da yerleşimci ablukası altında. Hayvanlarını eskisi gibi otlaklara götüremediklerini belirten Ara’ara, yerleşimcilerin koyunları çalmaya çalıştığını ve çobanları darbettiğini söyledi. Topluluktaki erkekler, evlerinin yerleşimciler tarafından ateşe verilmesini engellemek amacıyla geceleri kendi aralarında silahlı/silahsız nöbetleşe devriye ekipleri kurmak zorunda kalmış durumda.
“Hayvancılık karakolları” ile sinsi işgal modeli
Kudüs Valiliği analistleri, işgal sahasında son yıllarda hızla yükselen tehlikeli bir trende dikkat çekiyor: “Hayvancılık ve Tarım Karakolları” (Pastoral Settlement). Bu stratejiye göre yerleşimciler, başlangıçta büyük konut blokları inşa etmek yerine, stratejik tepelere veya otlak alanlara küçük tarımsal karakollar kuruyor.
Zamanla bu karakollar en yakın ana yerleşim biriminin elektrik ve su altyapısına bağlanıyor, ardından geniş otlak alanları kontrol altına alarak çevredeki Filistinli köylülerin ve Bedevilerin hareket alanını de facto olarak daraltıyor. Bu sinsi model, sivil toplulukların doğal yollarla büyümesini engellerken, nihai aşamada arazilerin resmi olarak İsrail yerleşim bloklarına dahil edilmesiyle sonuçlanıyor.
2026’nın ilk yarısında 269 organize saldırı
Bölgedeki yerleşimci faaliyetlerini izleyen aktivist Ayed Ghafri, Ma’azi Jaba’ topluluğuna yönelik sistematik baskıların coğrafi bir süreklilik arz ettiğini vurguladı. Ghafri’ye göre ana hedef; tarım arazilerini residential (yerleşim) alanlarına dönüştürerek yasa dışı “Geva Binyamin” ve “Sha’ar Binyamin” yerleşim birimlerini birleştirmek. Ma’azi Jaba’ topluluğu, bu iki devasa yerleşim bloku arasında tam bir coğrafi engel oluşturduğu için radikal grupların birincil hedefi haline gelmiş durumda.
Kudüs Valiliği verileri, 2026 yılının ilk altı ayında İsrail güçleri ve yerleşimciler tarafından Kudüs genelinde 269 organize saldırı düzenlendiğini, bu olaylarda 52 Filistinlinin ağır yaralandığını ve 3 kişinin hayatını kaybettiğini belgeliyor.
Batı Şeria genelinde bilanço korkunç: 11 binden fazla ihlal
Filistin Ayrım Duvarı ve Yerleşim Birimleriyle Mücadele Heyeti Başkanı Müeyyed Şaban, krizin boyutunun yalnızca Kudüs’le sınırlı olmadığını, Batı Şeria genelinde tam bir toprak yağması yaşandığını açıkladı. Şaban’ın paylaştığı güncel rapora göre, 2026’nın ilk yarısında Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik tam 11 bin 74 saldırı ve ihlal vakası kayıt altına alındı. Arazi müsadireleri, tarım alanlarının askeri araçlarla dümdüz edilmesi, zeytin ağaçlarının sökülmesi ve yol kapatma eylemlerini içeren bu agresif süreç karşısında Şaban, uluslararası toplumu sadece kınama mesajları yayımlamakla yetinmeyip Filistin halkını koruyacak somut ve pratik adımlar atmaya çağırdı.



