Amerika-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR), Amerika Birleşik Devletleri genelinde camilere ve İslami merkezlere yönelik saldırı ve nefret söylemlerinde olağanüstü bir artış yaşandığını açıkladı. Kurum tarafından paylaşılan veriler, ülkedeki Müslüman topluma yönelik baskı ve tehditlerin 11 Eylül 2001 sonrası dönemi aratmadığını gösteriyor.
Mayıs-Temmuz Döneminde Yüzde 183’lük Artış
CAIR Araştırma ve Mücadele Direktörü Corey Saylor, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada, Mayıs başından Temmuz sonuna kadar olan üç aylık süreçte camilere ve İslami merkezlere yönelik saldırıların geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 183 oranında arttığını belirtti.
Saylor, belgelenen olaylar arasında San Diego’daki İslam Merkezine düzenlenen kanlı saldırı gibi trajik vakaların yanı sıra şiddet tehditleri, taciz telefonları, vandalizm ve imar düzenlemeleri yoluyla cami inşaatlarını engelleme girişimlerinin yer aldığını ifade etti. Birçok mağdurun misilleme korkusuyla resmi bildirimde bulunmadığı, bu nedenle gerçek sayıların çok daha yüksek olduğu vurgulanıyor.
Nefret Dalgasını Tetikleyen Etkenler
-
Siyasi Söylemler: Bazı nüfuzlu siyasi figürlerin toplumu ayrıştıran ve özgürlükleri belirli şartlara bağlayan açıklamalarının nefret suçlarını körüklediği belirtildi.
-
Sosyal Medya Etkisi: İş insanı Elon Musk’ın X (eski adıyla Twitter) platformunu aşırı sağcı ve İslam karşıtı söylemler için uygun bir ortama dönüştürdüğü eleştirisi getirildi.
-
Son 30 Yılın En Yüksek Seviyesi: CAIR, 1995 yılında veri toplamaya başladığından bu yana en yüksek ayrımcılık ve nefret şikayetinin son bir yılda kaydedildiğini bildirdi.
Güvenlik Tedbirleri ve Yasal Mücadele Çağrısı
Ortaya çıkan tablo karşısında ABD’deki Müslüman toplumuna seslenen Corey Saylor, ibadethanelerde özel güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini ifade etti. Polisin olay yerine ulaşma süresi göz önüne alındığında, İslami merkezlerin kendi güvenlik mekanizmalarını kurmasının önemine dikkat çekildi.
Saylor ayrıca, artan baskılar karşısında sessiz kalınmaması gerektiğini belirterek, haksızlıklara karşı yasal yollara başvurulması ve toplumsal hak arayışının kararlılıkla sürdürülmesi çağrısında bulundu.



