Tunus’ta geleneksel atçılık ve at yetiştiriciliği, son yıllarda tırmanan ekonomik kriz ve yüksek maliyetler nedeniyle var olma mücadelesi veriyor. Yüzyıllardır nesilden nesile aktarılan bu köklü kültürel miras, artan yem, veterinerlik ve bakım masraflarının altında ezilirken, birçok yetiştirici ekonomik baskılar yüzünden atlarını elden çıkarmak zorunda kalıyor. Geleneksel gösterilerde ve halk festivallerinde boy gösteren bu asil hayvanlar, günümüzde hem bir kimlik simgesi hem de finansal açıdan sürdürülemez bir yük haline geldi.
Tarihî kökleri binlerce yıla uzanan Berberi atları
Ülkedeki at kültürünün kökleri milattan önce binli yıllara, Kuzey Afrika’daki yerli kabilelere kadar uzanıyor. Kartaca döneminden İslam fetihlerine kadar tarih boyunca kritik roller üstlenen yerli Berberi ve Arap-Berberi atları, Tunus kimliğinin vazgeçilmez bir parçası konumunda. Ulusal Atçılık Kurumu verilerine göre, ülkede halihazırda yaklaşık 26 bin baş at bulunuyor. Bunların yaklaşık 20 binini Berberi ve Arap-Berberi melezi oluştururken, geri kalan kısmı safkan Arap, İngiliz ve nadir yerli ırklar tamamlıyor.
Yüksek maliyetler ve azalan destekler sektörü vurdu
Yetiştiriciler için günlük bakım giderleri katlanarak artarken, geleneksel gösterilerden elde edilen gelirler bu masrafları karşılamaktan çok uzak. Bir atın yıllık bakım maliyeti binlerce dinarı bulurken, festivallerden alınan sembolik ücretler masrafların ancak küçük bir kısmını kapatabiliyor. Uzmanlar, 1990’lardan bu yana devlet desteğinin azalması ve yarış sayılarındaki düşüş nedeniyle sektörün gerilediğine dikkat çekiyor. Tarım Bakanlığı ise altyapıyı güçlendirmek ve ıslah çalışmalarını desteklemek için adımlar atılacağını belirtse de, paydaşlar acil ve somut adımlar atılmadığı takdirde bu eşsiz mirasın tarih olmasından endişe ediyor.
