Filistinli esir destek kuruluşları ve mağduriyet yaşayan eski esirler, İsrail hapishanelerindeki cinsel şiddet vakalarına karşı uluslararası boyutta bir kampanya başlattı. El-Bireh Belediyesi’nde düzenlenen basın toplantısında bir araya gelen hukukçular ve mağdurlar, bu şiddet türünün artık münferit bir “ihlal” olarak değil, İsrail hapishane sisteminin bir parçası haline gelmiş “sistematik bir politika” olarak tanımlanması gerektiğini vurguladı.
Sistematik bir zulüm politikası
Basın toplantısında konuşan yetkililer ve mağdurlar, İsrail’in özellikle 7 Ekim sonrasındaki süreçte hapishaneleri; işkence, açlık, aşağılama ve cinsel şiddetin uygulandığı “açık sahalara” dönüştürdüğünü belirtti. Yayımlanan raporlarda, bu eylemlerin İsrail hapishane sisteminin bir parçası haline geldiği ve Filistinli bireylerin onurunu kırmaya yönelik bilinçli bir strateji olduğu ifade edildi.
Kampanyayı yürüten kurumlar, sadece yüzlerce ifadeyle sınırlı kalmayıp, bu tanıklıkları uluslararası hukuk zemininde bir mahkumiyet aracına dönüştürmeyi hedefliyor. Kurumlar, “Bu yaşananları münferit bir vaka olarak görmek, saldırganın cezasızlık politikasını beslemekten başka bir işe yaramaz” görüşünü savundu.
Mağdurlara “sessizliği kırın” çağrısı
Toplantıda konuşan eski esir Sami Al-Sa’i, İsrail hapishanelerinde cinsel şiddet ve tecavüze maruz kalan esirlerin yaşadığı travmalara dikkat çekti. Al-Sa’i, mağdurlara seslenerek şu çağrıda bulundu:
-
Sessizliği Kırın: “Maruz kaldığınız bu insanlık dışı suçları belgeleyin ve açıklayın. Bu, hem adaletin tecellisi hem de diğer kurbanların psikolojik yükünü hafifletmek için hayati bir adımdır.”
-
Resmi Destek Talebi: Filistin İçişleri Bakanlığı’ndan, cinsel şiddet mağduru esirler için yasal bir statü ve özel rehabilitasyon birimi kurulmasını talep ediyoruz.
Al-Sa’i, esaret sonrası süreçte mağdurların sadece fiziksel değil, ciddi sosyal ve ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirterek, yetkililerin “destek ve rehabilitasyon” konusundaki eksikliklerini de sert bir dille eleştirdi.
Uluslararası topluma çağrı: “Cezasızlığa son verilmeli”
Toplantının bir diğer önemli boyutu ise uluslararası hukuk ve diplomasi üzerineydi. Filistinli kurumlar, bu dosyayı dünya genelindeki diplomatik misyonların “birinci önceliği” yapması gerektiğini belirtti.
-
Hukuki Süreç: İsrailli hapishane yetkililerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması için kanıtların dosyalanması çağrısı yapıldı.
-
Gazze’den Gelen Esirler: Gazze’den alıkonulan esirlerin durumunun “çok daha ağır” olduğunu vurgulayan Al-Sa’i, bu kişilerin daha vahşi işkence ve insanlıktan arındırma süreçlerinden geçtiğine dair ciddi verilerin bulunduğuna dikkat çekti.
Kampanya, sadece bir protesto hareketi değil, aynı zamanda İsrail’in sistematik cinsel şiddet politikasını uluslararası kamuoyunda mahkum ettirmeyi amaçlayan uzun vadeli bir hukuk mücadelesi olarak tanımlanıyor. Filistinli sivil toplum kuruluşları, mağdur olan tüm esirlerin onurunu korumak ve bu suçların bir daha yaşanmaması için dünya genelindeki insan hakları örgütlerini dayanışmaya davet etti.



