İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün kuzeyinde yer alan Kafr Akab beldesinde yaşayan Filistinliler, İsrail makamlarının “ruhsatsız yapı” iddiasıyla başlattığı yeni bir toplu yıkım ve tahliye dalgasıyla karşı karşıya. İşgal güçlerinin beldeye düzenlediği baskında, çok sayıda aileye evlerini 7 gün içinde yıkmaları veya boşaltmaları yönünde 22 ayrı ihbarname teslim edildi.
Kudüs Valiliği Yıkımla Mücadele Sorumlusu Tahani el-Luzi, yaşanan sürecin sıradan bir imar uygulaması değil, Kudüs genelinde ve özellikle kuzey bölgelerinde Filistin varlığını hedef alan “sistemli bir köksüzleştirme” politikası olduğunu vurguladı.
Filistinlilere “Sıfır Ruhsat”, Yerleşimcilere Binlerce Konut
El-Luzi, İsrail makamlarının inşaat durdurma ihtarname süreçlerini kısa sürede doğrudan yıkım kararlarına dönüştürdüğünü belirtti. Filistinli yetkili, 2023 yılından bu yana İsrail ordusunun Ayrım Duvarı’nın içinde veya dışında kalan hiçbir bölgede Filistinlilere tek bir inşaat ruhsatı dahi vermediğini (“Sıfır Ruhsat” politikası) ifade etti.
Buna karşın, Filistinlilerin ruhsat talepleri sistematik olarak reddedilirken; Ceva, Er-Ram ve Doğu Kudüs’ü Batı Şeria’dan tamamen koparmayı hedefleyen tehlikeli “E1” yerleşim projesi kapsamında Yahudi yerleşimciler için binlerce yeni konutun inşasına onay veriliyor.
150 Bin Nüfuslu Belde Sürgün Tehdidi Altında
Kafr Akab’daki son idari ve hukuki yıkım kararlarının 7 gün gibi kısa bir süre tanıması, bölgedeki insani krizi derinleştiriyor. Yıkım tehdidi altındaki evlerin önemli bir kısmında kalabalık aileler yaşıyor.
Bölgenin demografik ve hukuki durumuna dikkat çeken detaylar şöyle:
-
Nüfus Yapısı: Kafr Akab beldesinde 150 binden fazla Filistinli ikamet ediyor. Bu nüfusun üçte ikisinden fazlası “Kudüs Kimliği” (Mavi Kimlik) taşırken, geri kalanı Batı Şeria kimliğine sahip.
-
C Bölgesi Statüsü: İsrail, Oslo Anlaşmaları çerçevesinde beldeyi “C Bölgesi” (tam idari ve askeri İsrail kontrolü altındaki alan) olarak sınıflandırarak bölge üzerindeki baskısını artırıyor.
-
Toplu Barınma Krizi: Verilen kısa süreli ihtarların uygulanması halinde onlarca Filistinli aile sokakta kalma riskiyle karşı karşıya.
“İsrail makamları Kudüs Valiliği genelinde açık bir coğrafi ve demografik savaş yürütüyor. İnsanlarımız satın aldıkları ve inşa ettikleri kendi topraklarında kalabilmek için hukuki ve teknik tüm yolları zorlayarak direnmeye devam ediyor.” — Tahani el-Luzi, Kudüs Valiliği Yıkımla Mücadele Sorumlusu
Filistinli aileler ve hukuk örgütleri, yürütmeyi durdurma kararı alabilmek ve yıkımları dondurabilmek adına mahkeme nezdinde zamana karşı hukuki bir mücadele sürdürüyor.



