Cezayir genelinde etkili olan aşırı sıcak hava dalgaları, ülkenin tarımsal üretim ritmini kökten değiştirdi. Özellikle Boumerdes ve Tipaza gibi tarım merkezlerinde, çiftçiler mahsullerini kurtarmak için sulama saatlerini artırırken, hayvancılıkla uğraşanlar ise kayıplarını en aza indirmek için zorlu bir mücadele veriyor.
Tarladan Kümeslere: Yaşam Mücadelesi
Sıcaklıkların 40 dereceyi aştığı bölgelerde tarımsal faaliyetler artık “zamana karşı” bir yarışa dönüştü. Boumedfaa ve Ain Defla gibi bölgelerde, kış aylarındaki yağışların bereketi, yazın yerini şiddetli kuraklık endişesine bırakıyor.
-
Hayvancılık: Özellikle kümes hayvancılığı yapan çiftçiler büyük risk altında. Örneğin, Tipaza’daki bazı üreticiler, sıcak çarpması nedeniyle hayvan stoklarının büyük bir kısmını kaybettiğini belirtiyor. Çiftçiler, soğutma sistemleri ve su püskürtme yöntemleriyle tavukları hayatta tutmaya çalışıyor.
-
Bitkisel Üretim: Turunçgil ve üzüm üreticileri, bitkilerin susuzluktan kurumaması için sulama seanslarını iki katına çıkarmak zorunda kaldı.
Uzmanlardan “Akıllı Tarım” Çağrısı
Ziraat mühendisleri, bu sıcaklık artışlarının artık geçici bir doğa olayı değil, yeni bir “iklim gerçeği” olduğunu vurguluyor. Mühendis Melha, tarımsal başarısızlığı önlemek için şu acil adımların şart olduğunu belirtiyor:
-
Akıllı Sulama: Suyun buharlaşmasını minimize eden damlama ve akıllı sulama sistemlerine geçiş.
-
Dayanıklı Ürünler: Daha kısa sürede yetişen ve daha az suya ihtiyaç duyan yerel mahsul türlerinin teşvik edilmesi.
Enerji ve Güvenlik Krizi
Aşırı sıcaklar sadece tarlayı değil, ulusal şebekeyi de etkiliyor. Temmuz ayı başında, sıcaklık artışına bağlı yoğun klima kullanımı nedeniyle 16 eyalette elektrik kesintileri yaşandı. Cezayir, 8 Temmuz’dan bu yana 930’u aşkın orman yangınıyla mücadele ederken, elektrik tüketimi ise 21 bin 870 megavat ile tarihsel bir zirveye ulaştı.
Meteoroloji birimleri, Sahra bölgelerinde sıcaklıkların 49 dereceyi bulabileceği, sahil bölgelerinde ise 45 derecenin üzerine çıkabileceği konusunda uyarıyor. Cezayirli çiftçiler için artık geleneksel yöntemler yetersiz kalırken, iklim değişikliğine uyum sağlamak bir tercih değil, hayatta kalmanın temel şartı haline gelmiş durumda.



