Güney Lübnan’da sahadaki gerçeklik, İsrail’in çekilmesini sağlamaya yönelik karmaşık müzakere sürecine paralel ilerliyor. Lübnan ordusu, 26 Haziran’da imzalanan “Çerçeve Anlaşması” kapsamındaki deneme bölgelerinden biri olan Froun köyünde devriyelerini ve askeri barikatlarını sıklaştırdı.
Stratejik öneme sahip Froun’daki bu hareketlilik, İsrail’in Bint Cübeyl bölgesindeki tekliflerini aşan bir mesaj olarak okunuyor. İsrail güçlerinin Zotar el-Garbiye gibi sıcak bölgelerdeki operasyonları devam ederken, Lübnan ordusunun varlığı, ABD sponsorluğundaki kademeli çekilme planının ilk somut adımlarından biri olarak değerlendiriliyor.
“17 Mayıs” korkusu ve müzakere gerilimi
Lübnan siyasetinde bu süreç, 1983 yılındaki tartışmalı “17 Mayıs Anlaşması”nın bir kopyası olup olmadığı tartışmalarını alevlendirdi.
-
İyimserler: Siyasi analist Yusuf Diyab, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un Washington’da yapacağı temasların, İsrail’in diğer bölgelerden çekilmesi için somut bir takvim belirleyebileceğini savunuyor. Ancak Diyab, bunun karşılığında Hizbullah’ın Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmesi gibi ağır şartlar gelebileceği konusunda uyarıyor.
-
Şüpheciler: Analist Tevfik Şuman ise sürece dair derin bir güvensizlik taşıyor. “Çerçeve Anlaşması”nı, İsrail tarafının pazarladığı şekliyle 17 Mayıs ruhunun bir yansıması olarak gören Şuman, Washington’un vaatlerinin sahada somut bir sonuca dönüşmesinin zor olduğunu belirtiyor.
Hizbullah’ın sert çizgisi
Hizbullah, hem sahadaki askeri baskı hem de siyasi duruşuyla müzakere sürecine karşı mesafeli. Litani Nehri’nin kuzeyindeki herhangi bir güvenlik düzenlemesini “kırmızı çizgi” olarak tanımlayan hareket, doğrudan müzakerelere karşı çıkıyor ve resmi tarafların müzakere sürecinde “bedava tavizler” verdiğini öne sürüyor.
İsrail’in 10 kilometreyi aşan derinlikteki varlığı ve devam eden hava saldırıları gölgesinde, Lübnan yönetimi Aoun’un Washington ziyaretine büyük anlam yüklüyor. Ülke, bir yandan bölgesel çatışma risklerini savuşturmaya çalışırken, diğer yandan iç siyasette “taviz mi yoksa egemenlik mi” sorusunun getirdiği kutuplaşmanın ağırlığı altında çözüm arıyor.



