İsrail’e Yönelik Boykot, Yatırımların Geri Çekilmesi ve Yaptırımlar Hareketi’nin (BDS) kurucu ortaklarından Ömer el-Bergusi, İngiltere’nin yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinde üretilen ürünleri yasaklama yönündeki girişimini “tamamen gerçek dışı ve yetersiz” olarak nitelendirdi. Bergusi, söz konusu adımın İngiltere’nin uluslararası yükümlülüklerini karşılamaktan uzak olduğunu ve İsrail’in süregelen ihlallerini durdurmaya yetmeyeceğini söyledi.
Al Jazeera’ye değerlendirmelerde bulunan Bergusi, İsrail ekonomisinin yerleşim yerleriyle iç içe geçmiş tek bir yapı olduğunu, pratikte yerleşim yeri ürünleri ile diğer ürünler arasında kesin bir ayrım yapmanın mümkün olmadığını belirtti.
“Sembolik adımlar yerine tam askeri ambargo uygulanmalı”
Bergusi, Londra yönetiminin yalnızca yerleşim birimi ürünlerini yasaklamakla yetinmemesi gerektiğini, Filistin topraklarındaki yasa dışı faaliyetlere karışan şirketlerin İngiliz hükümetiyle ticari bağ kurmasının ve kamu ihalelerine katılmasının engellenmesi gerektiğini ifade etti.
İsrail üzerinde caydırıcı bir baskı kurulabilmesi için kapsamlı önlemlerin şart olduğunu vurgulayan BDS kurucusu, taleplerini şu başlıklarda sıraladı:
- Kapsamlı askeri ambargo: İsrail’e yönelik silah sevkiyatının ve istihbarat işbirliğinin derhal durdurulması.
- İlişkilerin askıya alınması: Ticari, ekonomik ve akademik işbirliklerinin dondurulması.
- Hukuki sorumluluk: Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) 2024 tarihli danışma görüşünde belirttiği üzere; Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’teki işgalin yasa dışı olduğu ve apartheid sistemine vardığı gerçeğine uygun adımlar atılması.
“Batılı ülkelerin suç ortaklığı devam ediyor”
İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa ve ABD’nin Tel Aviv yönetimine yönelik tavrını eleştiren Bergusi; bu ülkelerin sağladığı silah, istihbarat desteği, diplomatik kalkan ve ekonomik ayrıcalıkların sembolik adımlarla perdelenemeyecek büyüklükte bir suç ortaklığı olduğunu dile getirdi.
Küresel boykot hareketinin etki alanı genişliyor
2005 yılındaki kuruluşundan bu yana hareketin 120’den fazla ülkede aktif hale geldiğini hatırlatan Bergusi, küresel çapta elde edilen bazı kazanımlara dikkat çekti:
- Çokuluslu şirketlerin geri çekilmesi: Uluslararası boyuttaki birçok şirketin, artan kamuoyu baskısı ve milyarlarca dolarlık ihale kayıpları nedeniyle İsrail ile olan sözleşmelerini feshetmesi sağlandı.
- Hükümet düzeyinde kısıtlamalar: Malezya’nın İsrail limanlarına giden gemilerin kendi limanlarına yanaşmasını yasaklaması ve İspanya’nın askeri ticarete sınırlama getirme yönündeki adımları örnek teşkil etti.
- Kültürel ve kurumsal çekilmeler: Belçika ve Hollanda’da 750’den fazla kültür kurumu ile sinema sektöründen 5 bin 500’ü aşkın sanatçı boykot hareketine katıldı; sendikalar, kiliseler ve yatırım fonları İsrail ile bağlantılı kuruluşlardan yatırımlarını çekti.
Bergusi, içeride ve dışarıda oluşan Filistin ulusal mutabakatının hareketi ayakta tutan en temel unsur olduğunu belirterek; işgalin sona erdirilmesi, apartheid rejiminin lağvedilmesi ve Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkının tanınması hedeflerinden taviz verilmeyeceğini yineledi.



