İsrail yönetimi, 2026 yılının başından bu yana Batı Şeria’daki Filistinlilere ait arazileri hedef alan yeni bir baskı yöntemini devreye soktu. Filistin Yönetimi’ne bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Komisyonu’nun yayımladığı rapora göre, “güvenlik önlemleri alma” adı altında 49 ayrı askeri emir yayımlandı. Bu emirler, toplamda 2 bin 93 dönümlük bir alanı doğrudan etkiliyor.
Söz konusu emirler, hukuki olarak mülkiyetin devredilmesini gerektirmese de, araziler üzerinde “işlevsel bir el koyma” süreci başlatıyor.
“İşlevsel el koyma” yöntemi nedir?
Hukuki açıdan bakıldığında bu emirler, arazinin tapusunu doğrudan İsrail devletine veya yerleşimcilere geçirmiyor. Ancak, toprak sahiplerinin kendi mülklerini kullanma haklarını tamamen ortadan kaldırıyor.
Araziler nasıl kullanılamaz hale getiriliyor?
-
Tarım yasağı: Filistinlilerin topraklarını ekmesi, ağaçlarını budaması veya tarımsal faaliyetlerde bulunması yasaklanıyor.
-
Erişim kısıtlaması: Arazi sahiplerinin kendi arazilerine girmeleri fiilen engelleniyor.
-
Güvenlik düzenlemeleri: Araziler, “askeri güvenlik bölgesi” ilan edilerek uzun süreli ve belirsiz bir statüye sokuluyor.
Stratejik yayılma ve kolonyal mühendislik
Komisyonun yayımladığı değerlendirme raporunda, bu emirlerin sadece güvenlik gerekçesiyle açıklanamayacağına dikkat çekiliyor. Coğrafi dağılım incelendiğinde, söz konusu arazilerin yerleşim birimlerinin çevresinde, yerleşimci yollarında ve askeri duvar bölgelerinde yoğunlaştığı görülüyor.
“Güvenlik” bir maske mi?
Rapora göre, bu emirler aslında “kolonyal mühendislik” aracına dönüşmüş durumda. İsrail, resmi olarak araziye el koyduğunu ilan etme sürecine (bürokratik zorlukları ve uluslararası tepkileri aşmak için) girmeden, bu “esnek ve hızlı” yöntemle Filistin varlığını arazilerden temizliyor.
Uzmanlar, bu uygulamaların, İsrail’in yerleşim yerlerini genişletme ve Filistin topraklarını fiili olarak ilhak etme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Bu durum, Filistinli sahiplerin topraklarını kaybetmesine neden olurken, yerleşimcilerin hareket alanının genişletilmesine ve bölgedeki demografik yapının değiştirilmesine hizmet ediyor.



