Güney El Halil’in doğusundaki Yatta kentine bağlı Al-Deirat köyü sakinleri, İsrail işgal güçlerinin artan ev ve altyapı yıkımları karşısında uluslararası topluma ve Filistinli yetkililere acil bir yardım çağrısında bulundu. Köy halkı, onlarca ailenin evsiz kaldığını ve bölgenin artık bir “felaket bölgesi” haline geldiğini belirterek, yaşananları “sistematik bir etnik temizlik kampanyası” olarak nitelendirdi.
Köy halkı tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, kadın, çocuk ve yaşlıların hiçbir barınma imkanı olmaksızın dışarıda kaldığı, bölgenin insani krizle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Evlerin yanı sıra geçim kaynağı olan tarımsal tesislerin, hayvan barınaklarının ve su kuyularının da yıkılması, bölgedeki yaşamın tamamen bitirilmek istendiğine dair endişeleri artırıyor.
Resmi makamlara acil eylem çağrısı
Al-Deirat sakinleri, yıkımları durdurmak ve mağduriyetleri gidermek için Filistin hükümetinden ve ilgili kurumlardan acil müdahale talep ediyor. Çağrıda öne çıkan talepler şunlar:
-
Hukuki Destek: Duvar ve Yerleşimle Mücadele Komisyonu’nun yıkımları durdurmak için ihtiyati tedbir kararları alması ve köylülerin yanında profesyonel hukuk ekiplerinin görevlendirilmesi.
-
İnsani Yardım ve Barınma: Sosyal Kalkınma Bakanlığı’nın, evsiz kalan ailelere acil barınma çözümleri, finansal destek ve ayni yardımlar sağlaması.
-
Altyapı Onarımı: Yıkımlar sırasında tahrip edilen su şebekeleri ve elektrik hatlarının onarımı için acil bir plan oluşturulması.
-
Diplomatik Müdahale: Filistin’in dış temsilciliklerinin, Al-Deirat ve Masafer Yatta bölgesindeki durumu uluslararası mahkemelere ve diplomatik platformlara taşıması.
Yerleşim planlarının kurbanı: Masafer Yatta
Al-Deirat köyü, İsrail’in “Masafer Yatta” olarak bilinen bölgedeki genişleme planlarının merkezinde yer alıyor. Yıllardır hayvancılık ve tarımla uğraşan yerel halk, sürekli olarak inşaat durdurma emirleri, yıkımlar ve yaşam alanlarının kısıtlanması politikalarıyla karşı karşıya bırakılıyor.
Uluslararası gözlemciler, İsrail’in bu faaliyetlerinin sadece bir mülkiyet meselesi olmadığını, Filistinli toplulukları yerlerinden ederek bölgeyi Yahudi yerleşimciler için boşaltmayı hedefleyen zorunlu bir “yerinden etme” stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor. Köy sakinleri, “Toprağımızdaki direnişimiz, resmi mercilerin desteğine muhtaç. Bizi İsrail’in buldozerleriyle baş başa bırakmayın” diyerek, yaşadıkları trajediye karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurguluyor.



