İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kenti batısında yer alan Tel köyünde 24 Temmuz 2026 tarihinde meydana gelen kanlı çatışma, bölgedeki dengeleri derinden sarstı. 4 Filistinli ile 2 İsraillinin yaşamını yitirdiği olay, yalnızca sahadaki gerilimi tırmandırmakla kalmayıp İsrail iç siyasetinde Yahudi yerleşimci şiddetine yönelik derin bölünmeleri ve yaklaşan genel seçimler öncesinde hükümetin yerleşim projelerini hızlandırma stratejisini bir kez daha gözler önüne serdi.
İsrail medyasında yer alan güvenlik kaynaklı haberlerde, olayın “24 saat içinde gerçekleşen üçüncü saldırı” olduğu öne sürülse de, askeri analistler ve gazeteciler yerleşimci grupların ordu ile koordinasyon kurmadan Tel köyü yakınlarına ve köy camisi çevresine girmesinin doğrudan bir kışkırtma oluşturduğunu kabul ediyor. Askeri kanat olayın planlı bir eylemden ziyade sahada gelişen ani bir çatışma olduğunu değerlendirse de, bölgedeki gerilimin ordu kapasitesini aşabilecek bir patlama noktasına geldiği vurgulanıyor.
Güvenlik Kanadından “Stratejik Zorbalık” ve İntifada Uyarısı
İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet ve ordu bürokrasisi içerisinden yükselen sesler, radikal yerleşimcilerin eylemlerini sert bir dille eleştiriyor. Eski üst düzey güvenlik yetkilileri, izinsiz köy turları düzenleyen ve Filistinlilerin mülklerini hedef alan radikal unsurları yeni bir intifadayı ateşleyebilecek “stratejik zorbalar” olarak tanımlıyor.
Güvenlik uzmanları, Gazze ve Lübnan cephelerinden çekilen askeri birliklerin Batı Şeria’daki onlarca yasa dışı yerleşim odasını ve çiftliği korumak üzere konuşlandırılmasının ordu üzerinde muazzam bir yük oluşturduğunu belirtiyor. Yapılan analizlerde, orduya binen bu yükün Filistinli grupların organize yapılarından ziyade, radikal grupların kasıtlı olarak çıkardığı sürtüşmelerden kaynaklandığı ifade ediliyor.
Seçim Malzemesi Haline Gelen Yerleşimci Şiddeti
Tel köyündeki çatışmaların ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir liderliğindeki hükümet kanadı, olayı yerleşim projelerini meşrulaştırma ve hızlandırma aracı olarak kullandı. Saldırının hemen ertesi gününde radikal yerleşimciler Tel ve Nablus çevresinde 4 yeni kaçak yerleşim noktası kurarken, hükümet bu yapıları yasallaştırma ve yenilerini inşa etme sözü verdi.
Maliye Bakanı Smotrich’in Batı Şeria’yı fiilen ilhak etmeyi hedefleyen planı kapsamında, Savunma Bakanlığı bünyesindeki Yerleşim İdaresi’nin yetkileri seçim öncesinde pekiştirildi. Yaşanan her güvenlik krizinin ardından kolektif cezalandırma yöntemlerine başvurulması ve yeni yerleşim kararlarının alınması, hükümetin seçim yatırımı olarak değerlendiriliyor.
İsrail Muhalefetinde ve Kamuoyunda Büyüyen Çatlak
Yayımlanan analizlerde, Filistin tarafında yıllardır biriken öfkenin ve “sabır eşiğinin” sürekli tekrarlanan yerleşimci saldırıları karşısında kırıldığı belirtiliyor. Çatışmada hayatını kaybeden 4 Filistinlinin yakınları, yaşananların Netanyahu ve aşırı sağcı ortaklarının seçim kampanyasının bir parçası olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, İsrail basını ve muhalefetinden bazı isimler hükümetin izlediği politikanın ülkeyi uluslararası alanda “parya devlet” konumuna düşürebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Yerleşim birimlerinin Filistin yerleşimlerinin kalbine kadar genişletilmesinin üçüncü bir intifadayı kaçınılmaz kılacağı ve tırmanan şiddetin en nihayetinde tüm bölgeyi yakacağı ifade ediliyor.



