İşgal altındaki Batı Şeria’da yaklaşık bin gündür devam eden askeri baskı ve yasa dışı yerleşimci genişlemesi, bölgedeki çatışma dinamiklerini ve direnme yöntemlerini kökten değiştiriyor. Askeri dozun artması, insansız hava araçları (İHA) ile gerçekleştirilen suikastlar ve kentsel altyapının yıkılması karşısında Filistin direnişi; geleneksel yöntemlerden sıyrılarak daha esnek, merkeziyetsiz ve çok boyutlu bir savunma modeline geçiş yapıyor.
Taş ve molotoftan el yapımı patlayıcılara
Batı Şeria’daki eylemler, merkezi yapılardan ziyade küçük ve bağımsız yerel hücreler üzerinden yürütülüyor. Süreç, toplumsal savunmadan teknik pusulara uzanan farklı boyutlar kazanıyor:
-
El Yapımı Patlayıcılar ve Pusular: İsrail ordusunun “Eitan” ve “M113” tipi zırhlı araçlarını hareketsiz kılmak amacıyla geliştirilen el yapımı patlayıcılar (EYP) ve sahadaki aracı tuzağa çekip hızlıca geri çekilme esasına dayanan bileşik pusu taktikleri yaygınlaşıyor.
-
Sivil Topyekün Savunma: Yerleşimci grupların köylere yönelik düzenlediği saldırılara karşı mülkleri, zeytinlikleri ve hayvancılık alanlarını korumak amacıyla silahsız siviller tarafından ani toplu direnişler sergileniyor.
-
Dijital Belgeleme: Cep telefonları ve dijital medya araçları, yaşanan ihlallerin anlık tespiti ve uluslararası kamuoyuna aktarılması noktasında aktif bir medya aracına dönüştürülmüş durumda.
Otlatma yerleşimleri ve “Sessiz İlhak”
İsrail yönetiminin maliye ve güvenlik bakanlıkları kanadından yürütülen politikalar çerçevesinde, Batı Şeria genelinde 350 binden fazla yerleşimcinin silahlandırıldığı ifade ediliyor. Bu durum, yerleşimcilerin sahadaki etkisini artırırken otlatma alanları üzerinden yürütülen yeni bir kontrol modelini de beraberinde getirdi.
2023 yılında yaklaşık 300 bin dönüm olan yerleşimcilerin kontrolündeki otlatma alanları, 2026 ortası itibarıyla 1 milyon dönümün üzerine çıkarak Batı Şeria yüzölçümünün yaklaşık %18’ini kapsar hale geldi. Bu durum, kırsal bölgelerdeki yerel toplulukların coğrafi olarak izole edilmesine ve hareket alanlarının daralmasına yol açıyor.
Siyasi şemsiyenin yokluğunda sahadaki dinamikler
Filistin Yönetimi ile direniş grupları arasındaki yaklaşım farklılıkları ve güvenlik koordinasyonu politikaları, sahadaki eylemlerin siyasi bir şemsiyeden yoksun şekilde, tamamen bireysel veya yerel inisiyatiflerle gelişmesine neden oluyor.
Bölgedeki ekonomik kısıtlamalar, “C Bölgesi”ndeki tarım arazilerine erişimin %61 oranında engellenmesi ve İsrail’de çalışan işçi sayısının 193 binden 44 bine gerilemesi, yaklaşık 750 bin kişinin geçim kaynağını doğrudan etkiliyor. Ancak uzmanlar, uygulanan bu sert ekonomik ve askeri tedbirlerin direniş duygusunu bastırmak yerine yeni toplumsal tepki modelleri doğurduğunu kaydediyor.
Gelecek senaryoları: Düşük yoğunluklu yıpratma mı, genel patlama mı?
Saha analizleri ve uzman değerlendirmeleri, Batı Şeria’nın önündeki sürece ilişkin iki ana senaryoya işaret ediyor:
-
Düşük Yoğunluklu Yıpratma Savaşı: Bireysel eylemler, yerel pusular ve toplumsal direnişin birleşimiyle İsrail ordusunu bölgede yüksek maliyetli ve sürekli bir askeri varlık tutmaya zorlayan mevcut durumun devam etmesi.
-
Topyekün Bölgesel Patlama: Yerleşimci şiddetinin tırmanması, kutsal mekânlara yönelik ihlaller veya geniş çaplı yeni bir askeri operasyonun tetikleyeceği, tüm kentleri kapsayan kontrol dışı bir kitlesel patlama riski.



