İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, askeri operasyonlarını ve ülkesinin güvenlik doktrinini açıklarken dini metinlere ve kutsal kavramlara başvurmayı sürdürüyor. Kudüs’te düzenlenen bir konferansta konuşan Netanyahu, ülkesinin değişen güvenlik yaklaşımını Talmud’dan esinlenen “Biri seni öldürmeye gelirse erken kalk ve önce sen onu öldür” sözüyle savundu. Düşmanlara fırsat vermeden önleyici saldırılar düzenlediklerini belirten Netanyahu, bu stratejinin varoluşsal tehditlere karşı rasyonel bir karşılık olduğunu öne sürdü.
Gazze’den İran’a uzanan dini kavramlar
Netanyahu’nun savaş söyleminde dini referansların kullanımı Gazze çatışmalarıyla birlikte belirginleşti. 2023 yılında yaptığı konuşmalarda “Işığın oğulları ile karanlığın oğulları” ayrımını kullanan ve Yeşaya Peygamber’in kehanetlerine atıfta bulunan İsrail Başbakanı, askerlerine hitap ederken Tevrat’ta bahsi geçen “Amalek” anlatısını hatırlattı.
Bu yaklaşım daha sonra Lübnan ve İran’a yönelik açıklamalara da taşındı. İran operasyonları sürecinde Yahudi geleneğindeki Purim anlatısına ve Şabat Zahor gününe atıflar yapan Netanyahu, askeri harekatların adlarını dahi dini metinlerden seçti. Tevrat’ın Çölde Sayım kitabındaki ifadelerden esinlenilerek operasyonlara “Aslan Gibi Bir Halk” veya “Gideon’un Savaş Arabaları” gibi isimler verildi.
Siyasi ve stratejik hedefler
Akademisyenler ve uzmanlar, savaş ortamında dini metinlerin kullanılmasının arkasında üç temel amacın bulunduğuna dikkat çekiyor:
-
İç kamuoyunu konsolide etmek: Toplumsal desteği artırmak ve siyasi tabanı bir arada tutmak.
-
Medeniyetler çatışması algısı yaratmak: Jeopolitik bir krizi “iyi ile kötünün mücadelesi” olarak sunup ahlaki bir çerçeveye oturtmak.
-
Müzakere alanını daraltmak: Çatışmayı kutsal bir çerçeveye oturtarak taviz verilmesini veya geri adımı zorlaştırmak.
Askeri sahaya ve Lahey’e yansıyan sonuçlar
Siyasi söylemde öne çıkan teolojik ifadeler, zamanla askeri birliklerin moral ve motivasyon konuşmalarına da sirayet etti. Bazı komutanların ve hahamların birliklere dağıttığı metinlerde yer alan benzer ifadeler ve mühimmatların üzerine yazılan dini kavramlar tartışma yarattı.
Netanyahu’nun “Amalek” referansı uluslararası hukukun da gündemine geldi. Güney Afrika Cumhuriyeti, Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasında İsrail Başbakanı’nın bu ifadelerini niyet delilleri arasında sundu. İsrail savunma heyeti ifadelerin bağlamından koparıldığını iddia etse de dini referanslar krizin uluslararası boyutundaki dosyalarda yer almaya devam ediyor.



