Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ulusal petrol şirketi ADNOC’a ait 3 tankerin iki gün içinde peş peşe hedef alınması, Körfez hattında diplomatik tepkileri tırmandırdı. BAE, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), saldırıları uluslararası deniz seyrüsefer serbestisine doğrudan tehdit olarak niteleyerek kınama mesajları yayımladı.
ADNOC tarafından yapılan açıklamada, perşembe akşamı 2, cuma akşamı ise 1 tankere yönelik gerçekleştirilen saldırılarda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı bildirildi.
BAE ve Körfez ülkelerinden BM kararı vurgusu
Körfez başkentleri, saldırıların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ticari gemilerin güvenliği ve deniz yollarının açık tutulmasını öngören 2817 sayılı kararını açıkça ihlal ettiğini vurguladı:
-
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK): KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, ticari gemilere ve ADNOC tankerlerine yönelik tekrarlanan saldırıların kabul edilemez bir gerilim tırmandırma girişimi olduğunu ifade etti.
-
BAE Dışişleri Bakanlığı: Saldırıların küresel ticaret hatlarını felce uğratmayı amaçladığını belirterek, uluslararası toplumu 2817 sayılı kararın uygulanması konusunda sorumluluk almaya çağırdı.
-
Suudi Arabistan: Riyad yönetimi, saldırıların doğuracağı sonuçlardan tamamen Tahran’ın sorumlu olacağını vurgulayarak, küresel enerji tedarik zincirinin hedef alınmasına derhal son verilmesini istedi.
-
Katar ve Kuveyt: Katar Dışişleri Bakanlığı, Hürmüz Boğazı’nın bir “baskı ve şantaj kartı” olarak kullanılmasına kesinlikle karşı çıktıklarını ve boğazın ön koşulsuz şekilde seyrüsefere açılması gerektiğini belirtirken; Kuveyt enerji güvenliğine yönelik bu adımların uluslararası hukuku çiğnediğini kaydetti.
Bölgesel gerilim ve tanker baskınları, Hürmüz Boğazı’nda uluslararası deniz taşımacılığı ve petrol sevkiyatı üzerindeki risk primlerini yeniden zirveye taşıdı.



