İsrail cezaevlerinde tutulan Filistinli mahkum ve tutukluların, özellikle de Gazze Şeridi kökenli olanların maruz kaldığı hak ihlalleri ve ağır tecrit uygulamaları endişe verici boyutlara ulaştı. İnsan hakları kuruluşları, uluslararası heyetlerin ziyaretine izin verilmemesi ve avukat görüşlerine getirilen sıkı kısıtlamalar nedeniyle tutukluların sağlık durumu, sayıları ve tutuldukları yerlere dair bilgilerin büyük ölçüde gizli tutulduğunu belirtiyor.
Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlı Esirler ve Serbest Bırakılanlar Heyeti Dokümantasyon ve Çalışmalar Birimi Başkanı Abdunnasır Fervane, serbest bırakılan tutukluların anlatımları ve kısıtlı avukat görüşmelerinin İsrail cezaevlerindeki koşulların bir cehenneme dönüştüğünü ortaya koyduğunu ifade etti. Fervane; işkence, tıbbi ihmal, aç ve susuz bırakma, darp, cinsel taciz ve tecrit uygulamalarının sistematik bir politika olarak sürdürüldüğünü kaydetti.
Tarihin en ağır dönemi ve zorla kaybetme politikası
Fervane, 7 Ekim 2023 sonrasındaki sürecin Filistin esir hareketi tarihindeki en ağır, en tehlikeli ve en sert dönem olduğunu vurguladı. Savaşın başlamasından bu yana cezaevlerinde hayatını kaybeden ve kimlikleri tespit edilen tutuklu sayısının 53’ü Gazze’den olmak üzere en az 93’e ulaştığını aktaran Fervane, gizli tutulan ve duyurulmayan çok sayıda ölüm vakasının da bulunduğunu ifade etti.
Gazzeli tutukluların “zorla kaybetme” politikasıyla yüz yüze bırakıldığını belirten Fervane, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) cezaevlerine girişinin engellenmesinin ailelerin endişesini artırdığına dikkat çekti. 7 Ekim’den bu yana Gazze’den yaklaşık 15 bin kişinin gözaltına alındığı ve halihazırda yaklaşık 2 bin kişinin tutukluluk halinin sürdüğü tahmin ediliyor.
Bağımsız soruşturma ve uluslararası denetim çağrısı
Vaed Esirler ve Serbest Bırakılanlar Derneği Başkanı Abdullah Kandil ise farklı hapishanelerden tahliye edilenlerin benzer işkence ve kötü muamele tanıklıklarında bulunmasının, ihlallerin münferit değil merkezi bir kararın sonucu olduğunu gösterdiğini söyledi.
Kandil, cezaevlerinde hayatını kaybeden tutukluların ailelerine dahi haber verilmediği vakaların yaşandığını hatırlatarak; serbest bırakılanların ifadeleri, sağlık raporları ve görsellerinin eksiksiz belgelenmesi gerektiğini vurguladı. Hak örgütleri, bağımsız uluslararası heyetlerin gizli tutulan gözaltı merkezlerine acilen erişim sağlaması ve tutuklu ölümleriyle ilgili şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulunuyor.



