İsrail polisi tarafından vurularak öldürülen 29 yaşındaki Filistinli genç Sami Ahmed Ja’sous’un cenazesinin teslimi üzerindeki kriz devam ediyor. Lod şehrinde, genç adamın naaşının serbest bırakılması talebiyle başlatılan oturma eylemi onuncu gününe girdi.
On gündür süren adalet arayışı
Lod halkı, Büyük Ömeri Camii önünde kurulan çadırda on gündür nöbet tutarak, İsrail makamlarının elinde tuttuğu Ja’sous’un naaşının aileye teslim edilmesi için baskı oluşturuyor. Olayın yaşandığı ilk günlerde “bıçaklı saldırı girişimi” iddiasını öne süren işgal polisi, ardından bu iddiasını değiştirmiş, ancak cenazeyi teslim etmek için bir dizi ağır kısıtlamayı şart koşmuştu.
Aileden “şartlı teslim”e ret
İsrail polisi, cenazeyi teslim etmek için ailenin kabul etmesi zor olan katı koşullar öne sürüyor. Bu şartlar arasında;
-
Cenaze namazının kılınmaması,
-
Naaşın doğrudan mezarlıkta teslim edilerek hemen defnedilmesi,
-
Evde taziye kabul edilmemesi ve aile evinde veda töreni düzenlenmemesi yer alıyor.
Ja’sous ailesi ve Lod halkı, bu kısıtlamaların hem insani değerlere hem de dini geleneklere aykırı olduğunu belirterek, “şartlı teslim” teklifini reddediyor. Aile, cenazeyi onurlu ve geleneklerine uygun bir şekilde defnetmekte kararlı olduklarını vurguluyor.
Bölgede gerilim tırmanıyor
Sami Ahmed Ja’sous’un öldürülmesi, 1948 topraklarında (İsrail sınırları içinde) yaşayan Filistinliler arasında polis şiddetine yönelik tepkileri yeniden alevlendirdi. Yerel gözlemciler, bu tür uygulamaların toplumsal gerilimi artırdığını ve cenaze hakkı gibi en temel insani meseleleri bile “cezalandırma aracı” haline getirdiğini savunuyor. Lod’daki nöbet eylemi, yetkililer cenazeyi koşulsuz teslim edene kadar devam edecek.



