ABD ile İran arasındaki gerilim, İsrail’in bölgesel operasyonlara verdiği destek iddialarıyla birlikte yeni ve son derece hassas bir aşamaya girdi. Uzmanlar, tarafların olası bir müzakere sürecinden önce sahada ellerini güçlendirmek için “güç gösterisi” yaptığını belirtirken, bu durumun bölgesel bir savaşı tetikleme riskini beraberinde getirdiği konusunda uyarıyor.
Bölgede tehlikeli tırmanış
ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) İran’a yönelik hava saldırılarını sıklaştırması ve bölgedeki askeri hareketliliğin artması, diplomatik çözüm arayışlarını gölgede bırakıyor. Siyasi gözlemciler, tarafların birbirine üstünlük sağlama çabasının, diplomatik müzakere zeminini hızla aşındırdığını vurguluyor.
“Netanyahu kendi ajandasını uyguluyor”
Siyasi analist İyad El-Kara, Washington ve Tahran arasındaki gerilimin yükselmesinde İsrail’in lojistik desteğinin kritik bir rol oynadığını savunuyor. El-Kara, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, “ABD’nin hava operasyonlarına yakıt desteği dahil lojistik katkı sağlayan İsrail hükümetinin, sahadaki her tırmanışı kendi hedefleri doğrultusunda yatırıma dönüştürmeye hazır olduğunu” belirtti. El-Kara, siyasi çabaların bölgeyi bir çatışmadan korumakta yetersiz kalması durumunda, geniş kapsamlı bir sıcak çatışma riskinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
“Müzakereler bir ‘ince çizgi’ üzerinde”
Katar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden akademisyen Nafja El-Kuwari ise, devam eden müzakere sürecini “her an kopabilecek bir iplik” olarak nitelendiriyor. El-Kuwari’ye göre, mevcut askeri operasyonlar bir barış arayışından ziyade, masaya daha güçlü oturmak için kullanılan bir baskı aracı.
El-Kuwari, durumu şu sözlerle özetledi:
“Taraflar müzakere masasına dönmeden önce güç dengelerini yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Ancak yeni cephelerin açılması ve çatışma dairesinin genişlemesi, hata payını ortadan kaldırıyor. Artık soru ‘müzakereler sürecek mi?’ değil; ‘çatışma genişlediğinde geriye müzakere edilecek bir zemin kalacak mı?’ sorusudur.”
Hürmüz Boğazı’nda yeni kriz
Bölgesel gerilimin merkezlerinden biri olan Hürmüz Boğazı’nda da sular durulmuyor. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), kısa süre önce boğazdan geçen üç petrol tankerine saldırı düzenlendiğini bildirdi. Gemilerde hafif hasar meydana gelirken, saldırıların faili veya amacı netleşmese de, 28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail-İran çatışma sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Washington ve Tahran arasında 18 Haziran’da imzalanan mutabakat zaptına rağmen, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen zorlu müzakereler, sahadaki askeri tırmanış nedeniyle tıkanma noktasına gelmiş durumda. Uzmanlar, tarafların “güç kullanımı” stratejisinden vazgeçmemesi halinde, diplomatik kanalların tamamen kapanabileceği konusunda endişelerini koruyor.



