İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine yönelik tırmandırdığı hava saldırıları ve askeri operasyonlar, ABD arabuluculuğunda yürütülen ateşkes ve müzakere sürecini ciddi bir krizin eşiğine getirdi. Nebatiye bölgesine bağlı Ensar, Deyr ez-Zehrani ve Ali et-Tahir tepelerine düzenlenen son hava akınlarında 11 kişi hayatını kaybederken, 19 kişi de yaralandı.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevvaf Selam, artan saldırıların diplomatik çabaları baltaladığını belirterek uluslararası garantörlere sorumluluk çağrısında bulundu.
Müzakere masası ile sahadaki gerçeklik arasındaki çelişki
Askeri uzmanlar, diplomatik temaslar sürerken sahadaki saldırıların artmasını eleştiriyor. Emekli Tuğgeneral Münir Şehade, müzakerelerin İsrail operasyonlarına zemin hazırlamaması gerektiğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
“Diplomatik sabır ile teslimiyet arasında net bir çizgi vardır. Eğer müzakereler saldırıları durdurmuyor ve işgal altındaki topraklardan çekilme sağlamıyorsa, siyasi işlevini hızla yitirir.”
Şehade, Lübnan hükümetinin müzakereleri meşrulaştırabilmesi için net bir takvim belirlemesi, uluslararası denetim mekanizmalarını devreye sokması ve ihlalleri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne taşıması gerektiğini kaydetti.
Bölgedeki stratejik hedefler ve güvenlik endişeleri
Emekli Tuğgeneral Muhammed Hırz ise sınır hattındaki yerleşimlerin hedef alınmasının tampon bir bölge oluşturma amacı taşıdığını ifade etti. Diplomatik kanalların tek başına yeterli olmadığını savunan Hırz, Lübnan ordusu ve direniş unsurlarının koordinasyonunun önemine dikkat çekti.
Çatışma kuralları ve askeri dengeler
Strateji uzmanı Emekli Tuğgeneral Nidal Zehavi, artan saldırıların direniş cephesini zamanlaması İsrail tarafından belirlenen bir çatışmaya çekme girişimi olabileceğini belirtti. Müzakerelerin karşılıklı güvensizlik sebebiyle kritik bir aşamaya girdiğini aktaran Zehavi, mevcut savunma pozisyonunun bölgesel gelişmelere ve sahadaki risk değerlendirmelerine göre şekillendiğini ifade etti.
Haziran ayı sonunda duyurulan çerçeve anlaşmasında öngörülen silahsızlanma denetim mekanizmaları ve çekilme takvimine ilişkin uyuşmazlıklar, taraflar arasındaki diplomatik tıkanıklığın ana nedenleri arasında yer alıyor.



