ABD ve İran arasındaki askeri çatışmalar Temmuz 2026 itibarıyla yeni bir boyuta taşınmış durumda. Haziran ayında imzalanan kısa süreli mutabakatın 8 Temmuz’da çökmesinin ardından, taraflar arasındaki çatışmalar yeniden alevlendi. ABD ordusu, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki İran askeri kapasitesini hedef alan yoğun hava saldırılarına devam ediyor.
İsrail’in pozisyonu ve hazırlıkları
Yaşanan bu askeri tırmanış, İsrail güvenlik bürokrasisinde “bölgesel bir genişleme” endişesini tetikledi. İsrail medyasına yansıyan bilgilere göre:
-
Teyakkuz Durumu: Tel Aviv, Washington’ın İran’a yönelik operasyonlarını genişletmesi ve çatışmanın bölgesel bir savaşa dönüşmesi ihtimaline karşı hazırlık seviyesini yükseltti.
-
Koordinasyon: İsrail ile ABD arasında, operasyonların seyrine ilişkin yakın bir koordinasyon yürütüldüğü ifade ediliyor.
-
Mevcut Durum: İsrailli yetkililer, İran’ın şu ana kadar İsrail’i doğrudan çatışmaya dahil etmekten kaçındığını, ancak ABD’nin saldırılarını sivil altyapıyı da kapsayacak şekilde genişletmesi durumunda bu dengenin değişebileceğini belirtiyor.
ABD’nin askeri stratejisi
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, “maksimum baskı” stratejisi kapsamında askeri operasyonlarını sürdürüyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), saldırıların İran’ın ticari deniz trafiğini tehdit eden askeri kabiliyetlerini “düşürmeyi” amaçladığını bildiriyor. 16-17 Temmuz 2026 tarihleri itibarıyla, ABD’nin İran’ın güneyindeki kıyı savunma sistemlerine, füze depolama tesislerine ve kritik lojistik hatlarına yönelik üst üste hava saldırıları gerçekleştirdiği rapor edildi.
Bölgesel yansımalar
Çatışmalar sadece İran ve ABD ile sınırlı kalmıyor; İran’ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla veya doğrudan füze saldırılarıyla Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün gibi ülkelerdeki Batı yanlısı lojistik merkezleri hedef aldığı belirtiliyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nda yeniden uygulanan deniz ablukası ve tırmanan gerilim, küresel enerji piyasalarında ve bölgedeki güvenlik mimarisinde ciddi bir istikrarsızlık kaynağı olmaya devam ediyor.



