İran’ın eski Cumhurbaşkanı ve reformist kanadın önde gelen ismi Muhammed Hatemi, ABD ile yapılması planlanan 14 maddelik mutabakat metnine verdiği destekle ülkede yeni bir siyasi fay hattını tetikledi. Hatemi’nin “onurlu barış” çağrısı, ülkedeki muhafazakar kesimden ve “intikam” yanlılarından sert tepkiler aldı.
Hatemi, danışmanlarıyla yaptığı bir toplantıda barış arayışını bir “kutsal görev” olarak nitelendirerek, “Barışı ihanet olarak görmek, dini sembolleri müzakerelere saldırmak için kullanmak ne İran’a ne de krizlerin çözümüne hizmet eder” ifadelerini kullandı.
“Onurlu Barış” vs “Teslimiyet”
Hatemi’nin açıklamaları, Tahran’daki siyasi kampları keskin bir biçimde ikiye böldü:
-
Reformistlerin Görüşü: Reformist analistlere göre Hatemi’nin çıkışı, İran’ın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal krizlerden çıkması için stratejik ve ahlaki bir zorunluluktur. Bu kanat, “intikam” söyleminin sadece dış politikada izolasyonu artırdığını ve halkın üzerindeki yükü ağırlaştırdığını savunuyor.
-
Muhafazakar Kanadın Tepkisi: Muhafazakarların yayın organı Keyhan, Hatemi’yi “onurlu barış” maskesi altında “teslimiyet” çağrısı yapmakla suçladı. Gazete, bu yaklaşımın geçmişteki nükleer anlaşma tecrübelerinde olduğu gibi İran’ın elini zayıflatacağını ve psikolojik bir savaşın parçası olduğunu iddia etti.
İç Siyasette Derinleşen Yarılma
Analistler, Hatemi’nin çıkışının sadece kişisel bir görüş olmadığını, reformist hareketin genel duruşunu yansıttığını belirtiyor. Ancak bu söylemin, İran’ın temel karar alıcı mekanizmaları üzerinde doğrudan bir etkisi olup olmayacağı belirsizliğini koruyor.
Muhafazakar analist Hadi Afgahi, barışın ancak ABD’nin “düşmanca politikalarının” sona ermesiyle mümkün olabileceğini savunurken, Hatemi yanlıları ise müzakerelerin bir “amaç” değil, devleti korumak ve halkın acılarını dindirmek için bir “araç” olduğunu vurguluyor.
“İsrail’in İstediği Yolda mı?”
Hatemi, savaş ve intikam yanlılarını eleştirerek, “Bu çevreler İsrail’in rotasında ilerliyor” suçlamasında bulundu. Muhafazakar kanat ise aksine, tek taraflı atılacak her adımın İsrail ve ABD’nin çıkarlarına hizmet edeceğini savunuyor.
Şu an Tahran’da yaşanan bu iç tartışma, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yürüttüğü diplomasi trafiğinin içerideki meşruiyet sınavı olarak görülüyor. Uzmanlar, “intikam” ile “uzlaşı” arasında sıkışan İran’da, bu sözlü çatışmanın önümüzdeki günlerde hükümet üzerindeki baskıyı artırabileceğine dikkat çekiyor.



